• tr
  • en
  • ru
Menü

İnfazı Hakkında Kanunda Neler Değişiyor? (Karşılaştırmalı Tablo)

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu – Madde 1/2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Madde 1 – Bu Kanunun amacı, infaz hâkimliklerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usullerini düzenlemektir.

 

Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Madde 1 – Bu Kanunun amacı, infaz hâkimliklerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usullerini düzenlemektir.

 

Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere ya da Cumhuriyet savcısının ceza

ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara yönelik şikayetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hakimliklerine ilişkin hükümleri kapsar.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası yeniden düzenlenmektedir. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mevzuat hükümleri, ceza adalet sistemi içerisinde yapılan yargılama sonucunda verilen kararların, mevzuat hükümlerine göre kesinleşmesi sonucunda yerine getirilmesine, başka bir anlatımla infazına ilişkin usul ve esasları içeren düzenlemeleri oluşturmaktadır. Ceza muhakemesi hukuku anlamında “hüküm” olarak adlandırılan kararlar, infaz hukukunun yetki alanı içerisinde kalmaktadır. Ceza adalet sistemini tamamlayan ve bütünün bir parçası olarak kabul edilen penoloji bilimine göre, infaz makam ve mercilerince yapılacak işlem ve faaliyetlerin ayrıntılı olarak düzenlenmesi gerekmektedir. 2001 yılında yürürlüğe giren 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununa göre infaz hakimlikleri, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan idari işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikayetleri incelemek ve karara bağlamak üzere kurulmuştur. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni ceza mevzuatıyla sınırlı bazı adli görevler de infaz hakimliklerine verilmiştir. İnfaz aşamasında verilen en önemli kararlardan biri açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin denetimli serbestliğe ayrılmasına ilişkin karardır. Bu karar bugün itibarıyla infaz hakimliklerince verilmektedir. Başka bir ifadeyle hükümlünün ceza infaz kurumundan tahliyesini sağlayan karar, infaz hakimi tarafından verilmektedir. Herhangi bir cezai uyuşmazlığın sonucunda verilmiş olan kararların kapsam, nitelik ve nicelik itibariyle ne şekilde yerine getirileceği, yerine getirilme sırasında doğabilecek tereddüt ya da sorunların ne şekilde çözüme kavuşturulabileceği tamamen uzmanlık içeren bir hukuk bilgisini gerektirmektedir. Uzmanlık gerektiren bu alanda kovuşturma makamı olarak görev yapan mahkemelerden aynı uzmanlığın gerektirdiği bilgi veya öngörüyü beklemek uygun olmayacaktır. Yapılan bazı düzenlemelerle, cezaların infazı aşamasında verilecek sınırlı bazı kararların infaz hakimliği tarafından verilmesi sağlanmış olmakla birlikte infaz aşamasında verilecek diğer tüm kararlar, yargılamayı yapan mahkemeler tarafından verilmekte ve bu konuda uzmanlaşma sağlanamamaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, infaz hakimliğinin mevcut görevleri arasına, Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikayetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gereken tüm kararları vermek ve işleri yapmak görevleri de eklenmektedir. Böylelikle, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına yönelik iş ve işlemlerin, infaz hizmetlerinin amacına uygun olarak daha etkili, verimli ve hızlı gerçekleşmesi sağlanacaktır. Maddenin ikinci fıkrasının mevcut hükümlerinde yer alan infaz hakimliklerinin görev alanına giren hususlarda bir değişiklik yapılmadığından, bu görev ve yetkiler, yeni ihdas edilen infaz hakimlikleri bakımından da geçerliliğini sürdürecektir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile ceza ve infaza ilişkin verilecek kararlarda infaz hakimlerinin görev tanımı genişletilmiştir. Buna göre öncesinde adli hakimler tarafından verilen denetimli serbestliğe ayrılma vb kararları artık infaz hakimleri verecektir. Ayrıca Cumhuriyet Savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerine ilişkin verdiği kararlara yönelik şikayetleri de infaz hakimleri inceleyerek karara bağlayacaktır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu – Madde 2 (başlığıyla beraber)

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İnfaz hâkimliklerinin kuruluşu

 

Madde 2 – İnfaz hâkimlikleri, Adalet Bakanlığınca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, yargı çevresinde ceza infaz kurumu ve tutukevi bulunan ağır ceza mahkemeleri ile coğrafî durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak ilçe asliye ceza mahkemeleri nezdinde kurulur. İnfaz hâkimliğinin yetki alanı, kurulduğu yer ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlıdır.

Gerektiğinde birinci fıkradaki usule göre bir yerde birden çok infaz hâkimliği kurulabilir. Bu durumda infaz hâkimlikleri numaralandırılır. (Mülga üçüncü fıkra: 22/7/2010 – 6008/10 md.)

İnfaz hâkimliklerinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel bulunur.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İnfaz hakimliklerinin kuruluşu ve yetkisi

 

MADDE 2- Bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca infaz hakimliği kurulur.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla infaz hakimliği kurulabilir. Bu durumda infaz hakimlikleri numaralandırılır. Müstakilen infaz hakimliğine atanan hakimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.

İnfaz hakimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.

İnfaz hakimliğinin yargı çevresi, kuruldukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.

Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan infaz hakimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir.

Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir infaz hakimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar

Kurulunca karar verilir.

İnfaz hakimliğinin yetkisi, hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenir.

Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında idarece yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin yapılan şikayetler bakımından işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hakimliği yetkilidir.

İnfaz hakimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel bulunur.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle, infaz hakimliklerinin kuruluş, görev ve yetkileri yeniden düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, 4675 sayılı Kanun ve diğer kanunlarla infaz hakimlerine verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla infaz hakimliklerinin kurulacağı hüküm altına alınmaktadır. İnfaz hakimliklerinin her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulacağı kabul edilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasıyla, iş yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde birden fazla infaz hakimliğinin kurulabileceği ve müstakilen infaz hakimliğine atanan hakimlerin, komisyonlarca başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemeyeceği düzenlenmektedir. Böylelikle, infaz işlemleri ve faaliyetleri bakımından görevlendirilen hakimlerin uzmanlaşması amaçlanmaktadır. Maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrasıyla, infaz hakimliklerinin kurulduğu il veya ilçenin adıyla anılacağı belirtilmekte ve bu hakimliklerin yargı çevresinin sınırları belirlenmektedir. Maddenin beşinci fıkrasıyla, ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan infaz hakimliğinin yargı çevresinin, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirleneceği hüküm altına alınmaktadır. Maddenin altıncı fıkrasıyla, bir infaz hakimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine karar verecek makam belirlenmektedir. Maddenin yedinci fıkrasıyla, infaz hakimliğinin yer itibarıyla yetki alanı belirlenmektedir. İnfaz hakimliğinin yetkisi, hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenecektir. Örneğin, çağrı kağıdı çıkarılması, süre belgesi (müddetname) düzenlenmesi veya adli para cezasının hapse çevrilmesi gibi hükümlünün cezasının infazına ilişkin işlemlerin yapıldığı yer infaz hakimliği yetkili olacaktır. Çağrı kağıdı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenmiş ise buna ilişkin yapılan şikayet, Ankara infaz hakimliğince

<
değerlendirilecektir. Yine süre belgesi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanmış ise koşullu salıverilme konusundaki tereddüt, Ankara infaz hakimliği tarafından giderilecektir. Belirtmek gerekir ki infaz işlemleri hangi Cumhuriyet başsavcılığı tarafından takip ediliyor ise cezanın, 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesi uyarınca koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesine karar verilmesi de bu yer infaz hakimliğine aittir. Örneğin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından infaz işlemleri takip edilen dosyada hükümlü Sincan Açık Ceza İnfaz Kurumunda olsa bile l 05/ A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayırma kararı Ankara infaz hakimliği tarafından verilecektir. Kanunlarda ayrıca belirtilen istisnai bir yetki kuralı olmadığı takdirde tüm kararlar, infaz işleminin yapıldığı yer infaz hakimliği tarafından verilecektir. Hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre yetki kuralı belirlemek suretiyle, infaza ilişkin farklı farklı mahkemelerden karar alınması için dosyaların postada dolaşması engellenmiş, infaza ilişkin kararların mümkün olan en kısa sürede uzmanlaşmış ve dosyanın infaz safahatını bilen hakimler tarafından verilmesi sağlanmış olacaktır. Ayrıca, hükümlünün nakliyle birlikte infaz hakimlikleri arasında çıkabilecek yetki uyuşmazlığının giderilmesi de amaçlanmaktadır. Şöyle ki, hükümlü nakledilmiş olsa bile hükümlü hakkında tesis edilen bireysel infaz işleminin gerçekleştirildiği yer infaz hakimliğinin yetkisi devam edecek ve söz konusu başvuru bu hakimlikçe sonuçlandırılacaktır. Maddenin sekizinci fıkrasıyla, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında ceza infaz kurumu idarelerince yapılan idari işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin yapılan şikayetler bakımından da, işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hakimliğinin yetkili olacağı düzenlenmektedir. Hükümlü, ceza infaz kurumu görevlileri tarafından tesis edilen ve şikayet konusu edilen idari işlemden veya faaliyetten sonra başka bir ceza infaz kurumuna nakledilse dahi işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştirildiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yerdeki infaz hakimliğinin yetkisi, bu şikayet bakımından devam edecek ve başvuru veya talep bu hakimlikçe sonuçlandırılacaktır. Hükümlünün nakledilmiş olması işlemin veya faaliyetin gerçekleştirildiği yer infaz hakimliğinin yetkisini kaldırmayacaktır. Esasen, yedinci fıkra ile sekizinci fıkra aynı yetki kuralını düzenlemekle birlikte farklı olduğu husus da bulunmaktadır. Şöyle ki, idari işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin yapılan şikayetler bakımından işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yerdeki infaz hakimliği yetkili olacaktır. Örneğin, Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan bir hükümlü hakkında ceza infaz kurumu idaresince tesis edilen bir idari’ işlem veya faaliyetle (ziyaretçisi ile görüştürülmemesi) ilgili olarak Ankara Batı Adliyesinde kurulu bulunan infaz hakimliğine şikayet başvurusunda bulunulabilecektir. Ancak, hükümlünün cezasının infaz edildiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yer ile hükmün infazına ilişkin işlemlerin yapıldığı yer her zaman aynı infaz hakimliğinin yargı çevresinde bulunmayabilir. Örneğin, süre belgesi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan hükümlünün hapis cezası Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilmektedir. Bu durumda süre belgesinde yer alan koşullu salıverilme tarihi konusundaki tereddüt, Ankara infaz hakimliğince giderilecektir. Maddenin dokuzuncu fıkrasıyla, infaz hakimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personelin bulunacağı düzenlenmektedir.

 

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile infaz hakimliklerinin kuruluş şekli ve yetki çevreleri düzenlenmiştir. Buna göre her il merkezinde ve iş yoğunluğuna göre ilçelerde infaz hakimliği kurulacaktır. İnfaz işlemlerini hangi yer Cumhuriyet Savcılığı takip ediyorsa infaza ilişkin kararları da o yer infaz hakimliği verecektir. Örneğin; infaz işlemlerini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yürütüyor ise hükümlü Sincan Cezaevinde dahi olsa ilgili kararları Ankara İnfaz Hakimliği verecektir.

 

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu – Madde 3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İnfaz hâkimliğine, atanacakları bölgeye veya bir alt bölgeye hak kazanmış adlî yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca iş ve kadro durumuna göre atama yapılır veya o yerdeki hâkimlerden birine infaz hâkimliği yetkisi verilebilir. Doğrudan doğruya infaz hâkimi olarak atananların yükselmeleri, müfettiş hal kâğıtları ile çıkardıkları iş miktarına göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yapılır. Yetki verilenlerin bu çalışmaları ise, yükselmelerinde ayrıca değerlendirilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İnfaz hâkimliğine, atanacakları bölgeye veya bir alt bölgeye hak kazanmış adlî yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca iş ve kadro durumuna göre atama yapılır veya o yerdeki hâkimlerden birine infaz hâkimliği yetkisi verilebilir. Doğrudan doğruya infaz hâkimi olarak atananların yükselmeleri, müfettiş hal kâğıtları ile çıkardıkları iş miktarına göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından yapılır. Yetki verilenlerin bu çalışmaları ise, yükselmelerinde ayrıca değerlendirilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yapılan Anayasa değişikliğine uyum sağlamak amacıyla 4675 sayılı Kanunun 3 üncü

maddesinde yer alan “Yüksek” ibareleri madde metninden çıkarılmaktadır.

Açıklamalar:

 

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu – Madde 4

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

1.  Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

 

2.  Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara

bağlamak.

 

3.  Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

 

4.  Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek.

 

5.  Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

1.  Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

 

2.  Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

 

3.  Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

 

4.  Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek.

 

5.  Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikayetleri incelemek.

 

6.  Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hallerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve işleri yapmak.

7.  Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına iki yeni bent eklemek suretiyle, infaz hakimliğinin görevinin kapsamı genişletilmektedir. Fıkraya eklenen beşinci bentle, infaz hakimliğinin görevleri arasına Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikayetleri inceleme görevi de eklenerek, Teklifle uzmanlaşması hedeflenen infaz hakimliklerinin görev ve yetkilerinin genişletilmesi suretiyle uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır. Böylelikle örneğin, 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi kapsamında adli para cezasının infazıyla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının vermiş olduğu kararlara karşı yapılan şikayetleri inceleme görevi, infaz hakimliklerine verilmiş olacaktır. Fıkraya eklenen altıncı bentle, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hallerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve işleri yapmak görevi de infaz hakimliklerine verilmekte, böylelikle infaz işlem ve faaliyetlerinde uzmanlaşmanın sağlanması ve infaz hakimliğinin daha fonksiyonel bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile infaz hakimlerinin görev tanımı genişletilmiştir. Buna göre Cumhuriyet Savcısının ceza ve güncelik tedbirlerinin infazına ilişkin kararlara karşı şikayetleri incelemek, mahsup, zamanaşımı vb işlemler de dahil olmak üzere infaza ilişkin olarak mahkemece verilen tüm kararları alma görevi infaz hakimlerine verilmiştir.

 

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 5. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu – Madde 5/1-4

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.

 

Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.

 

Şikâyet yoluna başvurulması, verilen kararın, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması karar, ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda karar, işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle, Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin verdiği kararların şikayete konu edilebilmesi sağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin verdiği kararların şikayete konu edilebilmesi sağlanmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 6. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu – Madde 6

 

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir.

(…)

 

İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.

 

İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.

 

İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir hafta içinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz yoluna gidilebilir.

İtiraz, infaz hakimliğinin kurulduğu yer ağır ceza mahkemesine yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesi olduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir karar, işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir.

(…)

 

İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, verilen kararın veya yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir. İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.

İnfaz hakiminin kararlarına karşı şikayetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren yedi gün içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.

Kanunlarda infaz hakiminin onayına tabi olduğu belirtilen hususlarda da bu hüküm uygulanır.

 

İtiraz, infaz hakimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesi olduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Kanunun 5 inci maddesinde yapılan değişiklik gereği Cumhuriyet savcısının kararlarına karşı şikayet yolunun açılmış olması sebebiyle maddenin birinci ve üçüncü fıkralarında bu başvuruları kapsar mahiyette düzenleme yapılmaktadır. Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan atfın, yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa yapılması sağlanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, kanun gereği infaz hakiminin onayına tabi olan açık ceza infaz kurumundan tekrar kapalı ceza infaz kurumuna gönderme kararı ile disiplin soruşturmasının süresinin uzatılması veya hücreye koyma cezasının infazına başlanması gibi işlemler bakımından da itiraz kanun yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca, Ceza Muhakemesi Kanununun 268 inci maddesinin birinci fıkrasındaki süreyle uyum sağlamak amacıyla itiraz süresi yedi gün olarak değiştirilmektedir.

Açıklamalar:

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

4675 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 2-

 

Bu Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası ile 5275 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 48 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 105/ A ve 11 O uncu maddeleri hariç olmak üzere, bu maddeyi ihdas eden Kanunla, İnfaz Hakimliği Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda infaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler veya infaz hakimliğine yeni görevler veren düzenlemeler, 1/9/2020 tarihinden itibaren uygulanır. Bu tarihe kadar; mevcut hükümlerin uygulanmasına devam olunur, infaz hakimliklerine bu maddeyi ihdas eden Kanunla değişiklik yapmak suretiyle verilen görevler bakımından mahkemelerin mevcut görev ve yetkileri devam eder, belirtilen işler bu mahkemelerce sonuçlandırılır ve bu tarihe kadar yapılan şikayet, başvuru ve talepler bakımından infaz hakimliğinin görevine girdiğinden dolayı yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilemez.

 

Bu maddeyi ihdas eden Kanunla infaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler nedeniyle olağan veya olağanüstü kanun yolu incelemesinde bozma kararı verilemez.

 

Bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanacağı tarihe kadar, iş ve kadro durumu dikkate alınarak, 2 nci maddenin değiştirilen hükümlerine göre infaz hakimlikleri kurulur ve faaliyete geçirilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanuna geçici bir madde eklemek suretiyle, uygulamada sorun yaşamamak ve hak ihlallerine neden olmamak amacıyla bu Kanunla İnfaz Hakimliği Kanununda getirilmesi öngörülen hükümlere ilişkin geçiş düzenlemeleri yapılmaktadır. Maddenin birinci fıkrasıyla, bu Kanunla; İnfaz Hakimliği Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda infaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişikliklerin ve infaz hakimliğine yeni görevler veren düzenlemelerin, 1/9/2020 tarihinden itibaren uygulanacağı belirtilmektedir. Bu tarihe kadar, yürürlükteki mevcut hükümlerin uygulanmasına devam edilecek, halen görevli mahkemelere yapılabilen şikayet, başvuru ve talepler, bu mahkemelerce değerlendirilerek sonuçlandırılacak ve Kanunun ilgili hükümlerinin 1/9/2020 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine uhdelerinde bulunan bu işler hakkında infaz hakimliğinin görevine girdiği gerekçesiyle yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilemeyecektir. Başka bir ifadeyle, bu süre içinde mevcut görevli ve yetkili mahkemelere yapılan şikayet, başvuru ve talepler, söz konusu tarih geçmiş olsa bile bu mahkemelerce sonuçlandırılacaktır. İnfaz Hakimliği Kanununda düzenlenen infaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin mevcut hükümler bu tarihe kadar aynen uygulanmaya devam edecektir. Bu maddeyi ihdas eden Kanunla infaz hakimliğine, Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin kararlarına karşı şikayet başvurusunda bulunma gibi ilk defa verilen görevler bakımından da infaz hakimliğinin görev ve yetkisi 1/9/2020 tarihinden itibaren başlayacaktır. Bu tarihe kadar Cumhuriyet savcılarının infaza ilişkin kararlarına karşı infaz hakimliğine veya hükmü veren mahkemeye İnfaz Hakimliği Kanunu kapsamında şikayet başvurusunda bulunulamayacaktır. Diğer yandan, İnfaz Hakimliği Kanununun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası ile 5275 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 48 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 105/ A ve 11 O uncu maddelerinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla infaz hakimliğinin görevleriyle ilgili değişiklikler veya yeni düzenlemeler yapılmaktadır. 5275 sayılı Kanunun 14 üncü ve 105/ A maddesinin mevcut düzenlemesine göre belirtilen konularda karar verme yetkisi infaz hakimliğine ait olmakla birlikte geçici maddede belirtilen şekilde düzenleme yapmak suretiyle uygulayıcı hakim ve savcıların tereddüt yaşamamaları amaçlanmaktadır. Buna göre, 14 üncü maddenin beşinci fıkrası ile 105/ A maddesindeki infaz hakimliğinin karar vereceğine ilişkin hükümler, bu Kanunun yayımlanmasından itibaren uygulanmaya aynen devam edecektir. Ayrıca, 5275 sayılı Kanunun 11 O uncu maddesinde düzenlenen özel infaz usulleri konusunda karar verme yetkisi bu Kanunla infaz hakimliğine verilmekte olup, infaz hakimliğinin yetkisinin bu maddeyle verilen görevler bakımından derhal yürürlüğe girmesi amaçlanmaktadır. Aynı durum, 6 ncı maddenin beşinci fıkrasında düzenlenen kanunlarda infaz hakiminin onayına tabi olduğu belirtilen hususlarda itiraz kanun yoluna ilişkin hükmün uygulanacağına dair düzenleme ile 48 inci maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde çocuk hükümlüler hakkında verilen odaya kapatma disiplin cezasını uygulayabilmek için infaz hakiminin onayının aranacağına ilişkin düzenleme bakımından da amaçlanmaktadır. Bu düzenlemeye göre söz konusu bu hükümler, Kanunun yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girecek ve uygulanmaya başlanacaktır. Dikkat etmek gerekir ki birinci fıkrada düzenlenen 1/9/2020 tarihinden itibaren uygulanacak hususlar, sadece infaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin hükümlerdir. Kanunla diğer hususlarda yapılan örneğin; koşullu salıverilme veya denetimli serbestlik süreleri ya da ceza infaz kurumlarının yapısı ile disiplin ve işleyi şine ilişkin düzenlemelerin uygulanmasına, bu Kanunun yayımıyla birlikte derhal başlanacaktır. Maddenin ikinci fıkrasıyla, bu Kanunla infaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler nedeniyle olağan veya olağanüstü kanun yolu incelemesinde bozma kararı verilemeyeceği düzenlenmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasıyla, bu Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanacağı tarihe kadar, iş ve kadro durumu dikkate alınarak, Kanunun 2 nci maddesinin değiştirilen hükümlerine göre infaz hakimliklerinin kurulması ve faaliyete geçirilmesine yönelik emredici hüküm düzenlenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu geçici madde ile, infaz hakimlikleri ile ilgili değişikliklerin 01.09.2020 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğini, mevcut infaza ilişkin işlemler ile yürürlüğe gireceği tarihe kadar olan işlerin mevcut şekilde devam edeceği ve bu sebeplerle mahkemeler tarafından görevsizlik, yetkisizlik kararı verilemeyeceği belirtilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 50/6

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

(…)

 

Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam

edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.

 

Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir

 

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(…)

 

Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam

edilmemesi halinde, infaz hakimliği kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.

 

Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, infaz hakimliğince tedbir değiştirilir

 

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5237 sayılı Kanunun 50 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle TCK ile infaz hakimliği hakkındaki değişiklikler uyumlu hale getirilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 9. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 51/2-5-7

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

(…)

 

Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, hakim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir

(…)

 

Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hakime verir.

(…)

 

Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hakimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya

tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(…)

 

Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hakimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir

(…)

 

Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hakimine verir.

(…)

 

Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hakiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen

veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hakimliğince karar verilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle TCK ile infaz hakimliği hakkındaki değişiklikler uyumlu hale getirilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 53/3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

(…)

 

Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.

Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir

 

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(…)

 

Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, hak yoksunluklarının düzenlendiği Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Değişiklikle, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilenlerin kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini kullanabilmelerine imkan tanınmaktadır. Aynca, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilenler ile koşullu salıverilenlerin bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra edebilmesine de imkan tanınmaktadır. Böylelikle, hükümlülerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle ceza infaz kurumlarından salıverilmesinden sonra hızlı bir şekilde sosyal hayat ile aile ve iş hayatına uyum sağlayabilmeleri amaçlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle denetimli serbestlik tedbiri ile cezası infaz edilen hükümlülerin altsoyları üzerindeki velayet, vesayet vb yetkilerini kullanmaya devam etmesi sağlanmıştır. Ayrıca denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilenler ile koşullu salıverilenlerin bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra edebilmesine de imkan tanınmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 11. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 86/3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

(…)

Kasten yaralama suçunun;

a)  Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

b)  Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c)  Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d)  Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e)  Silahla, İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(…)

Kasten yaralama suçunun;

a)   Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

b)   Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c)   Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d)   Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e)   Silahla,

f)   Canavarca hisle, işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Türk Ceza Kanununun 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına yeni bir bent eklemek suretiyle, suçla etkin mücadele edilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla kasten yaralama suçunun canavarca his saiki ile (örneğin; yüze kezzap atmak suretiyle) işlenmesi, suçun nitelikli halleri arasına alınmaktadır. Ayrıca, aynı fıkraya eklenen hükümle, suçun canavarca his saikiyle işlenmesi halinde birinci veya ikinci fıkraya göre belirlenen temel cezaya uygulanacak artırım miktarının, yarı oranı yerine bir kat olması öngörülmektedir. Belirtilmelidir ki, fıkrada yer alan diğer bentlerin yeni eklenen (f) bendiyle birlikte uygulandığı durumlarda da sadece bir kat artırım yapılacaktır. Örneğin, silahtan sayılan kezzabın yüze atılması suretiyle kasten yaralama suçunun işlenmesi halinde 86 ncı maddenin üçüncü fıkrasının hem ( e) bendinin hem de Teklifle eklenen (f) bendinin birlikte uygulanması söz konusu olacaktır. Bu durumda, temel ceza, daha fazla artırım öngören (f) bendi uyarınca sadece bir kat artırılacaktır. Silah sebebiyle ( e) bendi uyarınca ayrıca yarı oranında artırım yapılmayacaktır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle kasten yaralama suçunun nitelikli hallerine “canavarca hisle” ibaresi eklenerek, yüze kezzap atmak vb şekillerde işlenecek yaralama fiillerinin suçun temel cezasına 1 kat artırım yapılarak cezalandırılması gerektiği ifade edilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 87/4

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

(…)

Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(…)

Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan on sekiz

yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Türk Ceza Kanununun 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, 86 ncı maddede yapılan değişikliğe uyum sağlanmaktadır. Böylelikle, canavarca his saikiyle işlenen kasten yaralama suçlarında verilebilecek azami ceza ile diğer hallerde verilecek azami cezalar arasında ortaya çıkabilecek farklılığın giderilmesi ve ceza adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle 86. Maddede yapılan değişiklik ile uyum sağlanması ve kasten yaralama suçunun canavarca hisle işlenmesi halinde verilecek ceza ile diğer hallerde verilecek azami cezaların arasında adaletsizlik oluşmaması sağlanmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 220/1-2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma

Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma

Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Toplumda huzur ve sükunun bozulmasının veya güvenlik kaygılarının artmasının en önemli sebeplerinin başında suç örgütlerinin varlığı gelmektedir. Örgüt, suçun işlenmesini kolaylaştırmakta, mağdurların mukavemetini kırmakta ve örgütün yapısı suçun ortaya çıkarılmasını zorlaştırmaktadır. Maddeyle, Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinde değişiklik yapılarak, örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak suçlarıyla daha etkin mücadele etmek amacıyla hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle örgüt kurmak, yönetmek veya üye olmak suçlarına verilmesi öngörülen ceza süreleri artırılmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 220/1-2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Tefecilik

Madde 241- (1) Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Tefecilik

Madde 241- (1) Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır

(2) Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar içinde yer almakla birlikte toplumun etkilendiği en önemli suçlardan birisi de tefeciliktir. Bu suç, kamunun zarar görmesinin yanında insanların da ekonomik olarak sömürülmesi sonucunu doğurmaktadır. Maddeyle, Türk Ceza Kanununun 241 inci maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılarak, tefecilik suçuyla daha etkin mücadele etmek amacıyla hapis cezasının üst sınırı ile adlı para cezasının alt sınırı artırılmaktadır. Ayrıca, maddeye eklenen yeni fıkrayla, suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek cezanın bir kat artırılması hükme bağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle tefecilik suçu için öngörülen ceza süresi artırılmış ve suça nitelikli bir hal eklenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu – Madde 109/4 (mülga fıkra yeniden düzenleniyor)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(…)

 

(4) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/ 12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlı kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması halinde, UY AP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlı kontrol kararı verebilir.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin mülga dördüncü fıkrası yeniden düzenlenmektedir. Tutuklama koşullarının bulunmasına rağmen, maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheliler ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelilerin tutuklanması yerine adlı kontrol altına alınmasına karar verilebilmesine imkan tanınmaktadır. Ayrıca, hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması halinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi tarafından da adlı kontrol kararı verebilmesine imkan tanınmaktadır. Böylelikle, Teklifle Ceza Muhakemesi Kanununun 112 nci maddesinde yapılması öngörülen düzenlemeye uyum sağlanması amaçlanmaktadır. Esasen 5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü ve altıncı fıkrasında hükümlüler bakımından bu hususlar düzenlenmiş ve aynı Kanunun 116 ncı maddesinde tutukluluk haliyle uzlaşır nitelikte olması durumunda 16 ncı madde hükümlerinin uygulanabileceği belirtilmiştir. Ancak, bu hükme rağmen tutuklu şüpheliler hakkında farklı farklı uygulamalar gerçekleştirilmekte ve mağduriyetlerin ortaya çıkmasına sebep olunmaktadır. Düzenlemeyle, uygulamadaki tereddüdün giderilmesi ve yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi amacıyla belirtilen hallerde tutuklama tedbiri yerine adli kontrol tedbirinin uygulanabilmesi esası benimsenmektedir. Ayrıca, çocuğun yüksek yararı ilkesi de dikkate alınmak suretiyle söz konusu hüküm düzenlenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle hayatını tek başına idame ettiremeyecek derecede hasta olan şüpheliler ile hamile olan veya doğumundan itibaren altı ay geçmemiş olan kadın şüpheliler için tutukla yerine adli kontrol verilmesinin önü açılmıştır. Ayrıca hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükmün istinaf veya temyiz edilmiş olması halinde de ilk derece mahkeme tarafından UYAP üzerinden incelenerek adli kontrol kararı verilebilmesine imkan tanınmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu – Madde 112/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Tedbirlere uymama

Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Tedbirlere uymama

Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması halinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, adli kontrol hükümlerine uymamanın yaptırımının belirlendiği Ceza Muhakemesi Kanununun 112 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır. Söz konusu maddenin mevcut birinci fıkrasına göre, adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı merciinin hemen tutuklama kararı verebileceği düzenlenmektedir. Şüpheli veya sanık huzurda ise tutuklama kararı verilebilecek, huzurda değilse yakalama emri düzenlemek suretiyle yakalanması ve buna göre tutuklanması sağlanabilecektir. Hakkında adli kontrol kararı verilmiş olup da dosyası istinaf ya da temyiz incelemesinde bulunan sanıkların adlı kontrol tedbirine uymamaları halinde hangi yargı mercii tarafından değerlendirme yapılarak, tutuklama kararı verileceği veya yakalama emri düzenleneceği hususunda uygulamada tereddütler yaşanabilmektedir. Düzenlemeyle, hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurmuş sanıkların adli kontrol tedbirine uymamaları halinde, hükmü veren ilk derece mahkemesi tarafından da UY AP kayıtları üzerinden durumlarının değerlendirilebileceği ve tutuklama kararı verilebileceği veya yakalama emri düzenlenebileceği hüküm altına alınmaktadır. Esasen ilk derece mahkemelerinin bu konuda var olan yetkisi belirgin hale getirilmek suretiyle Ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle hakkında mahkumiyet kararı verilen ve hükmü istinaf veya temyiz eden sanık ile ilgili ilk derece mahkemesi tarafından UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde tutuklama kararı verilebileceği düzenlenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 17. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu – Madde 272/3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

(…)

(3) Ancak;

a)   Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç

olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,

b)   Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,

c)   Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(…)

(3) Ancak;

a)   Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç

olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,

b)   Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,

c)   Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen hükümle, niteliği itibarıyla hafif olması nedeniyle istinaf kanun yolu kapalı olan mahkumiyet hükümlerinin,

tekerrüre esas alınmayacağı düzenlenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklikle istinaf yolu kapalı olduğu için ilk derece mahkemesinin kararıyla kesinleşen hükümlerin tekerrüre esas alınamayacağı ifade edilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 18. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 14/2-3-4

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Açık ceza infaz kurumları

Madde 14- (1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca; a) Kadın açık ceza infaz kurumları, b) Gençlik açık ceza infaz kurumları, Şeklinde kurulabilir.

(2)   Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir.

(3)   İlk kez suç işleyen ve iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına hükümlü bulunanların cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilebilir.

(4)   Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Açık ceza infaz kurumları

Madde 14- (1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca; a) Kadın açık ceza infaz kurumları, b) Gençlik açık ceza infaz kurumları, Şeklinde kurulabilir.

(2)   Aşağıdaki hallerde hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz

kurumlarında yerine getirilir: a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar ile ikinci defa mükerrir olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olanlar. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum olanlar. c) Adlı para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler. d) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar.

(3)   Hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir.

(4)   Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları , örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem’ kurulu kararları , infaz hakiminin onayından sonra uygulanır.

(5)   Doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan hükümlülerden; a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler idare ve gözlem kurulu kararıyla, b) Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar idare ve gözlem kurulu kararıyla, c) Açık ceza infaz kurumu şartlarına veya çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar idare ve gözlem kurulunun kararı ve infaz hakiminin onayıyla, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler.

(6) Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilecek cezalar ile açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesine ilişkin koşullar yeniden belirlenmekte ve açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya ilişkin yönetmeliğin kanuni dayanağı güçlendirilmektedir. Böylelikle, açık ceza infaz kurumlarının daha işlevsel ve amaca uygun olarak faaliyet gösterebilmesine ve hükümlülerin çalışma hayatına daha kolay intibak edebilmelerine imkan tanınmaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verileceği belirtilmektedir. Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca tutum ve davranışları bakımından yapılan değerlendirmenin olumlu sonuçlanmaması durumunda hükümlü, açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacaktır. Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçlan, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararlarının infaz hakiminin onayından sonra uygulamaya konulacağı hüküm  altına alınmaktadır. Böylelikle, hükümlülerin açık  ceza infaz  kurumlarına ayrılmalarında tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi  bakımından hakim  denetimi   getirilmesi amaçlanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle (a) ve (b) bentlerindeki hallerde idare ve gözlem kurulu kararıyla hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarından kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği, (c) bendinde yapılan düzenlemeyle idare ve gözlem kurulu kararı ve infaz hakiminin onayıyla hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilebileceği düzenlenmektedir. (a) ve (b) bentlerinde kurum asayişinin ve düzeninin mümkün olan en kısa sürede temin edilebilmesi bakımından infaz hakiminin onayı aranmaksızın hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi öngörülmektedir. Ancak hükümlüler bu hallerde 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununa göre şikayet yoluna başvurabilecektir. Diğer yandan, ( c) bendinde düzenlenen hal bakımından infaz hakiminin onayı üzerine hükümlü kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebilecektir. İşlem, infaz hakiminin onayı üzerine gerçekleştirileceği için idare ve gözlem kurulu kararının derhal onaya sunulması gerekmektedir. Bu durumda idare ve gözlem kurulu kararına karşı hükümlü şikayet yoluna başvurmuş olsa bile şikayet konusu, onayla birlikte değerlendirilebilecektir. Ayrıca, infaz hakiminin onaya ilişkin diğer kararlarında olduğu gibi bu fıkradaki onaya ilişkin kararına karşı da İnfaz Hakimliği Kanununa göre itiraz edilebilecektir.

 

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hangi suçtan hüküm giyen mahkumların infazının doğrudan açık cezaevinde yerine getirileceği, Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları , örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanların kapalı cezaevinden açık cezaevine nakilleri hakkında idare ve gözlem kurulu kararının infaz hakiminin onayına sunulacağı gibi hangi mahkumların açık/kapalı cezaevinde bulunacağı ve bunlara ilişkin usule dair düzenlemeler getirilmiştir.

 

 

 

 

 

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 19. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 16/4

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

(…)

Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(…)

Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesine göre, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemi ş bulunan kadınlar hakkındaki hapis cezalarının infazı geri bırakılmaktadır. Değişiklikle, anne ve çocuğun yüksek yararı gözetilerek “altı aylık” geri bırakma sınırı “bir yıl altı aya” çıkarılmakta, böylelikle anne ve çocuğun ceza infaz kurumuyla daha geç karşılaşmaları sağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile gebe olan veya doğumundan itibaren 1YIL 6 AY geçmemiş kadınlar hakkindeki hapis cezalarının geri bırakılacağı düzenlenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 20. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 17/4

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

(1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca

ertelenebilir.

(…)

(4) Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca altı ayı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca

ertelenebilir.

(…)

(4) Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli

hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde düzenleme yapmak suretiyle hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları halinde hapis cezasının infazına ara verilebilmesine imkan tanınmaktadır. Ayrıca, fıkrada düzenlenen zorunlu ve çok ivedi durumlarda, Cumhuriyet başsavcılığınca hapis cezasının infazına ara verilebilmesine ilişkin “altı ay”lık süre “bir yıl”a çıkarılmaktadır..

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile eş veya çocuklarının sürekli hastalığı veya maluliyeti bulunan hükümlülerin de infazına ara verilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca fıkrada düzenlenen hallerde hapis cezasına ara verilebilmesine ilişkin süre ALTI AYDAN BİR YILA çıkarılmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 19

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Yakalama emri

Madde 19- (1) Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır.

(2) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır.

(3) Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Yakalama emri

Madde 19- (1) Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır.

(2) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır.

(3)   Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir.

(4)   Hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 119 uncu maddesi hükümleri uygulanır. Hakim tarafından verilecek arama kararları sulh ceza hakimi tarafından verilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine yeni bir fıkra eklemek suretiyle, hakkında Cumhuriyet savcısı tarafından ilamın infazına yönelik yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 119 uncu maddesi hükümlerinin uygulanacağı ve hakim tarafından verilecek arama kararlarının sulh ceza hakimleri tarafından verileceği düzenlenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanması için konutta işyerinde vb kapalı alanlarda arama yapılabilmesi için sulh ceza hakimi tarafından karar verilebileceği düzenlenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 22. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 30

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Kurum dışında çalıştırma

Madde 30- (1) Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumlarında bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanmış hükümlüler, kurum dışındaki iş alanlarında çalıştırılabilirler.

(2)   Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ceza infaz kurumu görevlileri gözetiminde, kapalı ceza infaz kurumunda bulunanlar ise iç ve dış güvenlik görevlilerince alınacak tedbirler altında çalıştırılırlar.

(3)   Çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin, kurum dışında çalıştırılmaları sırasında kurum görevlilerinin gözetimi ve muhafazası aranmaz.

(4)   İş alanlarına sahip kuruluşların hükümlü çalıştırmaları teşvik olunur.

(5)   Hükümlülerin kurum dışında çalışma esasları Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte gösterilir

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Kurum dışında çalıştırma

Madde 30- (1) Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumlarında bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanmış hükümlüler, kurum dışındaki iş alanlarında çalıştırılabilirler.

(2)   Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ceza infaz kurumu görevlileri gözetiminde, kapalı ceza infaz kurumunda bulunanlar ise iç ve dış güvenlik görevlilerince alınacak tedbirler altında çalıştırılırlar.

(3)   Çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin, kurum dışında çalıştırılmaları sırasında kurum görevlilerinin gözetimi ve muhafazası aranmaz.

(4)   İş alanlarına sahip kuruluşların hükümlü çalıştırmaları teşvik olunur.

(5)   Açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler, ceza infaz kurumu görevlilerinin denetiminde, kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak suretiyle çalıştırılabilirler. Bu şekilde çalıştırılan süre, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/ A maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilir.”

(6)   Hükümlülerin kurum dışında çalışma esasları ile beşinci fıkra kapsamında çalıştırılacak hükümlülere uygulanmayacak kısıtlayıcı hükümler Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte gösterilir

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine yeni bir fıkra eklenerek, açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, ceza infaz kurumu görevlilerinin denetiminde olmak üzere geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak suretiyle çalıştırılabilecekleri kabul edilmektedir. Böylelikle, hükümlülerin kurum dışında çalıştırılması uygulamasını geliştirmek ve hükümlüleri çalışmaya özendirmek amaçlanmaktadır. Düzenlemeye göre, hükümlünün bu şekilde çalıştırıldığı süre, 105/ A maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilecektir. Başka bir ifadeyle, hükümlülerin bu şekilde çalıştıkları süre, faydalanacakları denetimli serbestlik süresine ilave edilecek ve böylelikle daha erken denetimli serbestliğe ayrılmaları sağlanmış olacaktır. Örneğin hükümlü açık ceza infaz kurumunda bulunduğu süre içinde bu madde uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarının iş yerlerinde iki ay süre ile çalıştığı takdirde bir yıllık denetimli serbestlik süresi, bir yıl iki ay olarak uygulanacak ve hükümlü koşullu salıverilmesine bir yıl iki ay kala denetimli serbestliğe ayrılacaktır. Ayrıca, 105/ A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlikten faydalanılacak azami süre de aşılabi lecektir. Bu hükümlülere bulundukları alan veya durum gereğince uygulanmayacak kurallar yönetmelikle belirlenecektir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile açık ceza infaz kurumundaki hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanında çalışabilmesi sağlanmıştır. Ayrıca bu çalışma süresi 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilecek yani hükümlüler çalıştıkları süre kadar erken denetimli serbestliğe ayrılacaklardır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 23. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 37/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları

Madde 37- (1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.

(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını engellemez.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları

Madde 37- (1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. Hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerler de bu fıkranın uygulanması bakımından kurum olarak kabul edilir.

(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını engellemez.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin birinci fıkrasına hüküm eklemek suretiyle, hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak ceza infaz kurumu dışında bulunduğu yerlerde gerçekleştirdiği disipline aykırı eylem ve sözleri nedeniyle de disiplin yaptırımlarının uygulanabilmesine imkan tanınmaktadır. Örneğin, hastanede bulunduğu sırada kamu görevlilerine karşı gerçekleştirdiği disiplin cezası gerektiren eylemlerinden dolayı da hükümlü hakkında disiplin cezası uygulanabilecektir. Böylelikle, hükümlülerin geçici olarak ceza infaz kurumu dışına çıkarıldıklarında da düzenli bir yaşam sürdürmesi ile güvenliğin ve disiplinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hükümlüler hakkında, geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerlerde de işlediği fiiller neticesinde de disiplin cezası verilebilecektir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 24. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 42/2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Madde 42- (1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon

izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:

a)   Protesto amacıyla idarece verilen yemeği topluca almama eylemine katılmak.

b)   Kurum işyurdu yönetim kurulunca uygun görülen işte çalışmamak.

c)   Herhangi bir şeyi protesto amacıyla veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte

bulunmak.

d)   Odalarda, eklentilerinde ve diğer alanlarda ilâç ve gıda maddesi stoku yapmak.

e)   Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Madde 42- (1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:

a)   Protesto amacıyla idarece verilen yemeği topluca almama eylemine katılmak.

b)   Kurum işyurdu yönetim kurulunca uygun görülen işte çalışmamak.

c)   Herhangi bir şeyi protesto amacıyla veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte

bulunmak.

d)   Odalarda, eklentilerinde ve diğer alanlarda ilâç ve gıda maddesi stoku yapmak.

e)   Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak.

f)   Kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasına yeni bir bent eklenerek, kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek fiili, disiplin cezası gerektiren eylemler arasına alınmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezasını doğuracak fiillere bir yenisi eklenmiştir. Buna göre Kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek fiilini işleyen hükümlülerh akkında madde hükmündeki disiplin cezası uygulanacaktır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 25. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 44/2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

(1)   Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek

başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.

(2)   Bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

a) Kurum tesislerine, araç ve gereçlerine zarar vermek.

b)   Tünel kazmaya teşebbüs etmek.

c)   Firara teşebbüs etmek.

d)   Hükümlü ve tutukluları idareye karşı kışkırtmak veya isyana kalkışmak.

(…)

m) Hükümlü ve tutukluların beslenmelerini engellemek, açlık grevine ve ölüm orucuna teşvik veya ikna etmek, bu yolda talimat vermek.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

(1)   Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek

başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.

(2)   Bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

a) Kurum tesislerine, araç ve gereçlerine zarar vermek.

b)   Tünel kazmaya teşebbüs etmek.

c)   Firara teşebbüs etmek.

d)   Hükümlü ve tutukluları idareye karşı kışkırtmak veya isyana kalkışmak.

(…)

m) Hükümlü ve tutukluların beslenmelerini engellemek, açlık grevine ve ölüm orucuna teşvik veya ikna etmek, bu yolda talimat vermek.

n) Kuruma alkol sokmak, kurumda alkol bulundurmak veya kullanmak.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin ikinci fıkrasına eklenen yeni bir bentle, ceza infaz kurumuna alkol sokmak, kurumda alkol bulundurmak veya kullanmak eylemleri de  disiplin

yaptırımı kapsamına alınmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile infaz kurumuna alkol sokmak, bulundurmak veya kullanmak hücreye konma cezası ile cezalandırılacaktır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 46/3-5-7-8

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Çocuk hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları

Madde 46- (…)

(3) Onarma, tazmin etme ve eski hâle getirme: Disiplin cezası gerektiren eylemin sonuçlarının, istekli olması koşulu ile çocuk tarafından onarma, tazmin etme veya eski hâle getirme suretiyle

giderilmesidir. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

a) Başkasına ait eşyayı izinsiz almak, kullanmak.

(…)

d) Kişisel temizliğini yapmamakta ısrar etmek.

(…)

ı) Kurum kitaplığından, atölye ve derslik gibi yerlerden aldığı kitap, araç ve gereçleri zamanında geri vermemek, eksik vermek ve bunlara zarar vermek.

(…)

(5) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma: Çocuğun otuz güne kadar sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılmaktan yoksun bırakılmasıdır. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

(…)

g) Suç örgütlerine ait her türlü yayın, bez afiş, pankart, resim, sembol, işaret ve benzeri eşyayı kurumun herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek.

(…)

(7) İznin ertelenmesi: Disiplin cezasını gerektiren eylemin niteliğine ve ağırlık derecesine göre çocuğun izninin altmış güne kadar ertelenmesidir. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

(…)

e) İdareye ait olup kendisine verilmemiş bulunan yatak, battaniye, karyola ve dolap gibi eşyayı zapt etmek ve yeni gelenlere satmak.

(…)

(8) Kapalı ceza infaz kurumuna iade: Çocuğun, eyleminin nitelik ve ağırlığına göre çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına, bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine altı ay süre ile iadesidir. Çocuk, bu fıkra dışında işlenen disiplin suçları ve disiplin cezalarından dolayı çocuk kapalı infaz kurumuna iade edilemez. Kapalı ceza infaz kurumuna iadeyi gerektiren eylemler şunlardır:

a) Kurum içinde veya dışında yaralayıcı, öldürücü her türlü âlet, silâh ve patlayıcı madde kullanmak suretiyle herhangi bir kimseyi yaralamaya teşebbüs etmek, yaralamak.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Çocuk hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları

Madde 46- (…)

(3) Onarma, tazmin etme ve eski hâle getirme: Disiplin cezası gerektiren eylemin sonuçlarının, istekli olması koşulu ile çocuk tarafından onarma, tazmin etme veya eski hâle getirme suretiyle

giderilmesidir. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

a) Başkasına ait eşyayı izinsiz almak, kullanmak.

(…)

d) Kişisel temizliğini veya kendi yaşam alanının temizliğini yapmamakta ısrar etmek.

(…)

ı) Resmi kurumlardan, kurum kitaplığından, atölye ve derslik gibi yerlerden aldığı kitap, araç ve gereçleri zamanında geri vermemek, eksik vermek ve bunlara zarar vermek.

(…)

(5) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma: Çocuğun otuz güne kadar sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılmaktan yoksun bırakılmasıdır. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

(…)

g) Suç örgütlerine ait her türlü yayın, bez afiş, pankart, resim, sembol, işaret ve benzeri eşyayı kurumun herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek ya da bulundurmak

j) Başkasına ait eşyaya kasten zarar vermek.

(…)

(7) İznin ertelenmesi veya ziyaretlerin kapalı şekilde yaptırılması: Disiplin cezasını gerektiren eylemin niteliğine ve ağırlık derecesine göre çocuğun izninin altmış güne kadar ertelenmesi veya

kapalı ceza infaz kurumlarında açık ziyaretlerin altmış güne kadar kapalı şekilde yaptırılmasıdır. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

e) İdareye ait olup kendisine verilmemiş bulunan yatak, battaniye, karyola ve dolap gibi eşyayı zapt etmek veya satmak ya da maddi menfaat karşılığı diğer çocuklara kullandırmak.

(…)

r) Kurumda güvenlik amacıyla oluşturulan teknik, mekanik veya elektronik cihaz ya da sistemleri kasten etkisiz veya çalışamaz hale getirmek yahut amacı dışında kullanmak.

(8) Kapalı ceza infaz kurumuna iade: Çocuğun, eyleminin nitelik ve ağırlığına göre çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına, bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine altı ay, bu fıkrada sayılan disiplin eylemlerinin ikinci veya daha fazla tekrarı halinde ise bir

yıl süre ile iadesidir. Çocuk, bu fıkra dışında işlenen disiplin suçları ve disiplin cezalarından dolayı çocuk kapalı infaz kurumuna iade edilemez. Kapalı ceza infaz kurumuna iadeyi gerektiren

eylemler şunlardır:

a) Kurum içinde veya dışında başkasını neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekilde yaralamak ya da yaralayıcı, öldürücü her türlü âlet, silâh ve patlayıcı madde kullanmak suretiyle herhangi bir kimseyi

yaralamaya teşebbüs etmek, yaralamak.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlüler hakkında disiplin cezası gerektiren eylemlerin arasına yenileri eklenmektedir. Düzenlemeyle, çocuk hükümlülerin kurum disiplinini bozacak eylemlerden kaçınması ile caydırıcılığın sağlanması ve çocukların daha fazla eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılması amaçlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile çocuk hükümlüler hakkında uygulanan disiplin kurallarına bazı eklemeler yapılmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 27. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 47/2-3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Disiplin soruşturması

Madde 47- (1) Uyarma, kınama ve bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezaları kurumun en üst amiri tarafından verilir ve uygulanır.

(2)   Hükümlülerin diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemlerinin öğrenilmesinden itibaren derhâl ve en geç iki gün içinde kurum en üst amirince atanan bir görevli tarafından soruşturmaya başlanır.

(3)   Soruşturma en geç yedi gün içerisinde tamamlanır ve düzenlenen rapor ve ekleri disiplin kuruluna sunulur. Soruşturma süresi eylemin ve soruşturmanın niteliğine göre infaz hâkiminin yazılı onayı ile yedi güne kadar uzatılabilir.

(…)

(7) Kurumun iç düzenini ve hükümlülerin yaşam ve beden bütünlüklerinin ciddî tehlike altında bulunması nedeniyle derhâl tedbir alınması zorunlu olan hâllerde, kurumun en üst amiri 49uncu maddede belirtilen tedbirleri almakla beraber soruşturmayı başlatır. Bu hâlde infaz hâkimine bilgi verilir

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Disiplin soruşturması

Madde 47- (1) Uyarma, kınama ve bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezaları kurumun en üst amiri tarafından verilir ve uygulanır.

(2) Hükümlülerin diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemlerinin öğrenilmesinden itibaren derhâl ve en geç beş gün içinde kurum en üst amirince atanan bir görevli tarafından soruşturmaya başlanır.

(3) Soruşturma en geç onbeş gün içinde tamamlanır. Firar halinde bu süre hükümlünün yakalandığının öğrenildiği tarihte başlar. Düzenlenen rapor ve ekleri disiplin kuruluna sunulur. Soruşturma süresi eylemin ve soruşturmanın niteliğine göre infaz hakiminin yazılı onayı ile yedi güne kadar uzatılabilir.

(…)

(7)  Kurumun iç düzenini ve hükümlülerin yaşam ve beden bütünlüklerinin ciddî tehlike altında bulunması nedeniyle derhâl tedbir alınması zorunlu olan hâllerde, kurumun en üst amiri 49uncu

maddede belirtilen tedbirleri almakla beraber soruşturmayı başlatır. Bu hâlde infaz hâkimine bilgi verilir

(8)   Disiplin soruşturması hükümlünün barındırıldığı ceza infaz kurumu disiplin kurulu tarafından yapılır. Hükümlünün ceza infaz kurumu dışındaki eylemleri nedeniyle yapılacak disiplin soruşturması, hükümlünün eylem öncesi en son barındırıldığı ceza infaz kurumu disiplin kurulu tarafından yapılır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle disiplin soruşturmasına başlamak için öngörülen iki günlük süre, beş güne çıkarılmaktadır. Maddenin uçuncü fıkrasında yapılan değişiklikle, disiplin soruşturmasının tamamlanması için öngörülen yedi günlük süre, onbeş güne çıkarılmaktadır. Ayrıca, firar halinde bu sürenin başlangıç tarihi, hükümlünün yakalandığının öğrenildiği tarih olarak belirlenmektedir. Maddeye eklenen sekizinci fıkra ile disiplin soruşturmasını yapacak disiplin kurullarının yetkisi belirlenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile disiplin soruşturmasının başlama ve bitiş süreleri değişmiştir. Ayrıca eklenen fıkra ile disiplin soruşturmasını yapacak kurulların yetkisi belirlenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 28. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 48/2-3-4-6

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması

Madde 48- (1) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 3/10/2013 tarihli ve E.:2013/28, K.:2013/106 sayılı Kararı ile.)

(2)   Bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın kaldırılması için gerekli süre içinde yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanır.

(3)   Disiplin cezalarının infazı;

a)   Hücreye koyma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayı ile başlanır. Hücreye koyma cezasına ilişkin diğer hükümler saklı kalmak üzere, kesinleşen disiplin cezalarının infazına derhâl başlanır. Birden fazla disiplin cezası verilmiş olması hâlinde, bu cezalar kesinleşme tarihleri sırasına göre ayrı ayrı infaz edilir. Bir cezanın infazı tamamlanmadan diğerinin infazına başlanmaz.

b)   Disiplin cezalarının tamamı infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıverilme işlemi yapılmaz, ancak bu süre hakederek salıverme tarihini geçemez.

c)   Hücreye koyma cezasına ilişkin disiplin cezalarının infazından önce ve infazı sırasında hükümlü, hekim tarafından muayene edilir. İlgilinin bu cezaya katlanamayacağı anlaşılırsa cezanın infazı sonraya bırakılır veya hekiminin belirleyeceği aralıklarla infaz edilir. Koşullu salıverilme tarihine kadar hükümlünün iyileşemeyeceğinin tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesi sağlık kurulu raporu ile saptanması hâlinde hücreye koyma cezası infaz edilmez; yerine ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası iki katı süreyle uygulanır. Raporlar infaz dosyasına konulur.

(4) İnfaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasında ve iyi hâlin kazanılmasında aşağıda belirtilen süreler esas alınır;

a)   Kınama cezası onbeş gün,

b)   Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası bir ay,

c)   Ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma cezası üç ay,

d)   Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası üç ay,

e)   Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası üç ay,

f)   Hücreye koyma cezası 44 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki hâllerde altı ay, üçüncü fıkrasındaki hâllerde bir yıl,

g)   Hücre cezasına karşılık ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, (f) bendinde belirtilen süre,

Sonunda disiplin cezası almamak ve iyi hâlli olmak koşuluyla (a) ve (b) bentlerinde belirtilen cezalar kurum en üst amiri tarafından, diğer bentlerde belirtilen cezalar, kurumun en üst amirinin

önerisi ve disiplin kurulu kararıyla kaldırılır.

(…)

(6) Disiplin kurulu, kurum kurallarına uyma, iyileştirme programında ilerleme veya verilen ceza ile amaçlanan sonucun gerçekleşmesi durumunda, çocuk hakkında vermiş olduğu cezayı süre

koşulu aranmaksızın her zaman kaldırabilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması

Madde 48- (1) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 3/10/2013 tarihli ve E.:2013/28, K.:2013/106 sayılı Kararı ile.)

(2)   Bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın infazı tamamlanıp kaldırılması için dördüncü fıkrada belirtilen süreler geçinceye kadar içinde yeniden disiplin

cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanır.

(3)   Disiplin cezalarının infazı;

a) Hücreye koyma ve odaya kapatma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayı ile başlanır. Hücreye koyma ve odaya kapatma cezasına ilişkin diğer hükümler saklı kalmak üzere, kesinleşen disiplin cezalarının infazına derhâl başlanır. Birden fazla disiplin cezası verilmiş olması hâlinde, bu cezalar kesinleşme tarihleri sırasına göre ayrı ayrı infaz edilir. Bir cezanın infazı tamamlanmadan diğerinin infazına başlanmaz.

b)   Disiplin cezalarının tamamı infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıverilme işlemi yapılmaz, ancak bu süre hakederek salıverme tarihini geçemez.

c)   Hücreye koyma cezasına ilişkin disiplin cezalarının infazından önce ve infazı sırasında hükümlü, hekim tarafından muayene edilir. İlgilinin bu cezaya katlanamayacağı anlaşılırsa cezanın infazı sonraya bırakılır veya hekiminin belirleyeceği aralıklarla infaz edilir. Koşullu salıverilme tarihine kadar hükümlünün iyileşemeyeceğinin tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesi sağlık kurulu raporu ile saptanması hâlinde hücreye koyma cezası infaz edilmez; yerine 44 üncü maddenin ikinci fıkrasının uygulandığı hallerde iki ay, üçüncü fıkrasının uygulandığı hallerde dört ay

süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası uygulanır. Raporlar infaz dosyasına konulur.

(4) İnfaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasında ve iyi hâlin kazanılmasında aşağıda belirtilen süreler esas alınır;

a)   Kınama cezası onbeş gün,

b)   Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası bir ay,

c)   Ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma cezası üç ay,

 

d)   Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası üç ay,

e)   Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası üç ay,

f)   Hücreye koyma cezası 44 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki hâllerde altı ay, üçüncü fıkrasındaki hâllerde bir yıl,

g)   Hücre cezasına karşılık ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, (f) bendinde belirtilen süre,

Sonunda disiplin cezası almamak ve iyi hâlli olmak koşuluyla (a) ve (b) bentlerinde belirtilen cezalar kurum en üst amiri tarafından, diğer bentlerde belirtilen cezalar, kurumun en üst amirinin

önerisi ve disiplin kurulu kararıyla kaldırılır.

(…)

(6) Çocuğun bulunduğu kurumun disiplin kurulu, kurum kurallarına uyma, iyileştirme programında ilerleme veya verilen ceza ile amaçlanan sonucun gerçekleşmesi durumunda, çocuk hakkında verilen disiplin cezasını süre koşulu aranmaksızın her zaman kaldırabilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın infazı tamamlanıp kaldırılması için bu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen süreler geçinceye kadar yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanacağı açık bir şekilde düzenlenmektedir. Esasen fıkranın düzenleniş amacı bu olmakla birlikte uygulamada bazı infaz hakimlikleri tarafından dördüncü fıkradaki sürelerin disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren uygulanabileceği yönünde kararlar verilmektedir. Bu sürelerin infazın tamamlanmasından itibaren işlemeye başlayacağı açık bir şekilde düzenlenerek farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde değişiklik yapmak suretiyle, çocuğun yüksek yararı ilkesi dikkate alınarak çocuklar hakkında verilen odaya kapatma cezasının infazına, infaz hakiminin onayıyla başlanabileceği hüküm altına alınmakta ve (c) bendinde yapılan değişiklikle hücre cezası yerine uygulanacak ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasının süreleri belirlenmektedir. Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, çocuk hakkında verilen disiplin cezasının, çocuğun bulunduğu kurumun disiplin kurulu tarafından kaldırılabileceği düzenlenmektedir. Böylelikle, çocuğun başka bir ceza infaz kurumuna veya çocuk eğitim evine nakledilmesiyle birlikte ortaya çıkabilecek yetki uyuşmazlıklarının ve uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hakkında disiplin cezası uygulanan hükümlünün, hangi süreler içerisinde yeniden disiplin cezası gerektirecek eylemde bulunursa her defasında bir üst ceza ile cezalandırılacağı açıklığa kavuşturulmuştur.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 29. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 51/3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ödüllendirme

Madde 51 (1) Hükümlüler, kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine etkin katılımları, kurum düzenine karşı tutumları ve kendilerine verilen işlerdeki gayretleri dikkate alınarak teşvik esaslı ödüllerden yararlandırılabilirler.

(2) Bu madde hükümleri, çocuk hükümlüler için de geçerlidir.

(3) Hükümlülere verilebilecek ödüller şunlardır:

a) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlüler, en geç üç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde ceza infaz kurumu

personelinin yakın nezareti olmaksızın mahrem şekilde görüştürülebilir.

b) Çocuk hükümlülere, en geç iki ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar ana ve babasıyla veya vasisiyle kurum ya da eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın

nezareti olmaksızın aile görüşmesi yaptırılabilir.

c)   Haftalık ziyaret süresi iki saate kadar uzatılabilir.

d)   Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yaptırılabilir.

e)   Üst üste kullanılmayan en fazla üç haftalık ziyaret süresi toplu olarak kullandırılabilir.

f) Haftalık telefonla görüşme süresi veya sayısı iki katına kadar artırılabilir.

g)   Sosyal, kültürel veya sportif etkinliklerden öncelikli veya daha uzun süreli yararlanmaları sağlanabilir.

h)   Haftalık harcama miktarı yarı oranında artırılabilir.

ı) Tek kişilik odalarda televizyon bulundurma imkânı verilebilir.

j)   Hediye verilebilir.

k)   Takdir belgesi veya tavsiye mektubu verilebilir.

(4) Ödüllendirme sisteminin usul ve esasları ile bu ödüllerden yararlanmanın kapsam ve şartları, suç türleri dikkate alınarak yönetmelikle belirlenir

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ödüllendirme

Madde 51 (1) Hükümlüler, kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine etkin katılımları, kurum düzenine karşı tutumları ve kendilerine verilen işlerdeki gayretleri dikkate alınarak teşvik esaslı ödüllerden yararlandırılabilirler.

(2) Bu madde hükümleri, çocuk hükümlüler için de geçerlidir.

(3) Hükümlülere verilebilecek ödüller şunlardır:

a) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlüler, en geç üç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın mahrem şekilde görüştürülebilir.

b) Çocuk hükümlülere, en geç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar ana ve babasıyla veya vasisiyle ya da ana veya babasıyla birlikte kardeşiyle kurum ya da eklentilerinde

ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi yaptırılabilir.

c)   Haftalık ziyaret süresi iki saate kadar uzatılabilir.

d)   Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yaptırılabilir.

e)   Üst üste kullanılmayan en fazla üç haftalık ziyaret süresi toplu olarak kullandırılabilir.

f)   Haftalık telefonla görüşme süresi veya sayısı iki katına kadar artırılabilir.

g) Sosyal, kültürel veya sportif etkinliklerden öncelikli veya daha uzun süreli yararlanmaları sağlanabilir.

h) Haftalık harcama miktarı yarı oranında artırılabilir.

ı) Tek kişilik odalarda televizyon bulundurma imkânı verilebilir.

j)   Hediye verilebilir.

k)   Takdir belgesi veya tavsiye mektubu verilebilir.

l)   Çocuk hükümlüler için kurum bünyesinde gerçekleştirilen tören veya anma günü ya da doğum günlerinde çocukların ailelerinin de etkinliklere katılması sağlanabilir.

m)   Çocuk hükümlünün yanında kalacağı bir yakınının olmaması nedeniyle kullanamadığı özel izinler yerine kurum idaresinin uygun gördüğü gün kadar eğitimevinin bulunduğu il sınırları içinde gündüzleri iznini geçirmesi ve gece eğitimevinde kalması imkanı verilebilir.

n)   Çocuk eğitimevinde kalan hükümlünün hafta sonunda bir gün, kurum idaresinin uygun gördüğü süre kadar, kurum dışına çıkmasına izin verilebilir.

 

o) Çocuk eğitimevinde kalan hükümlü, kamu kurum ve kuruluşlarının gençlik kampı veya gençlik merkezi gibi imkanlarından yararlandırılabilir.

(4) Ödüllendirme sisteminin usul ve esasları ile bu ödüllerden yararlanmanın kapsam ve şartları, suç türleri dikkate alınarak yönetmelikle belirlenir

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülere en geç iki ayda bir sağlanan aile görüşmesi imkanı artırılmakta ve bu görüşmelerin en geç ayda bir yapılabilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca çocuk hükümlülerin, kardeşiyle de aile görüşmesi yapabilmesine imkan tanınmaktadır. Bu görüşmeler, ana veya babasıyla birlikte yapılabilecektir. Maddenin üçüncü fıkrasına dört yeni bent eklemek suretiyle, çocuğun yüksek yararı dikkate alınarak çocuk hükümlülere verilebilecek ödül imkanının kapsamı genişletilmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile çocuk hükümlünün ailesi ile görüşmeden geçirebileceği azami süre 2 aydan 1 aya düşürülmüş ve çocuk hükümlülere uygulanacak ödül programına yeni bentler eklenerek kapsamı genişletilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 54/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Kendi istekleri ile nakil

Madde 54- (1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;

a)   Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,

b)   Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri,

c)   Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması,

d)   İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Kendi istekleri ile nakil

Madde 54- (1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;

a)   Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,

b)   Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri,

c)   Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması,

d)   İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde değişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, hükümlülerin kendi istekleriyle başka ceza infaz kurumlarına naklini isteyebilmeleri bakımından aranan üç aydan az bir süre kalmamış olma şartının hesabında, denetimli serbestlik süresinin de dikkate alınması sağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hükümlülerin kendi istekleriyle başka ceza infaz kurumlarına naklini isteyebilmeleri bakımından aranan üç aydan az bir süre kalmamış olma şartının hesabında, denetimli serbestlik süresinin de dikkate alınması sağlanmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 31. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 61/2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Kütüphaneden yararlanma

Madde 61- (1) Ceza infaz kurumlarında, kurumun büyüklüğüne göre, kütüphane veya kitaplık oluşturulur. Kütüphanelerde veya kitaplıklarda verilen derslere kaynaklık edecek kitapların yanı sıra olanaklar ölçüsünde hükümlülerin boş zamanlarını değerlendirmelerini, okuma alışkanlığı edinmelerini ve kültür bakımından ufuklarını geliştirmelerini sağlayacak kitaplar da bulundurulur.

(2)   Hükümlüye kurum kütüphanesinden yararlanma imkânı verilir.

(3)   Bu hizmet, gezici kitaplıklarla da yerine getirilebilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Kütüphaneden yararlanma

Madde 61- (1) Ceza infaz kurumlarında, kurumun büyüklüğüne göre, kütüphane veya kitaplık oluşturulur. Kütüphanelerde veya kitaplıklarda verilen derslere kaynaklık edecek kitapların yanı sıra olanaklar ölçüsünde hükümlülerin boş zamanlarını değerlendirmelerini, okuma alışkanlığı edinmelerini ve kültür bakımından ufuklarını geliştirmelerini sağlayacak kitaplar da bulundurulur.

(2)   Hükümlüye kurum kütüphanesinden yararlanma imkânı verilir. Ayrıca, hükümlüler kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kütüphanelerde bulunan ve 62 nci maddedeki şartları taşıyan yayınlardan yararlandırılabilir.

(3)   Bu hizmet, gezici kitaplıklarla da yerine getirilebilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin ikinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle, hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kütüphanelerde bulunan ve 62 nci maddedeki şartları taşıyan yayınlardan yararlanabilmelerine imkan sağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hükümlülerin yalnızca kurum kütüphanesinden değil kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kütüphanelerden de belli şartları taşıyan yayınlar bakımından faydalanabilecekleri düzenlenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 32. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 62

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı

Madde 62- (1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir

(2)   Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.

(3)   Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı

Madde 62- (1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir

(2)   Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.

(3)   Kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.

(4)   Uluslararası Standart Süreli Yayın Numarası (ISSN) veya Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) almayan süreli ve süresiz yayınlar ile Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmez. Yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilmesinde Adalet Bakanlığı yetkilidir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelere ilave olarak, kurum disiplinini veya düzenini bozan ya da hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yayınların da hükümlülere verilemeyeceği düzenlenmektedir. Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, Uluslararası Standart Süreli Yayın Numarası (ISSN) veya Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) almayan süreli ve süresiz yayınlar ile Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazetelerin ceza infaz kurumuna kabul edilmeyeceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Ayrıca fıkrada yapılan diğer bir düzenlemeyle yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilip edilmemesi hususunda Adalet Bakanlığına yetki verilmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hükümlülerin hangi yayınlara erişemeyeceğine ilişkin kurallar getirilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 66/3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı

Madde 66-

(…)

(3) Açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılırlar. Görüşmeler, tutanak ile belgelenir ve tutanaklar özel bir dosyada saklanır.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı

Madde 66-

(…)

(3) Açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından

derhâl yararlandırılırlar. Görüşmeler, tutanak ile belgelenir ve tutanaklar özel bir dosyada saklanır.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında düzenleme yapılarak, salgın hastalık halinde de ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin kuruma ait telefon ve faks

cihazından derhal yararlandırılmasına imkansağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hükümlülerin kuruma ait telefon ve faks cihazını derhal kullanabileceği hallere salgın hastalık hali de eklenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 69

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Hükümlüye dışarıdan gönderilen hediyeyi kabul etme hakkı

Madde 69- Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlü, dinî bayram, yılbaşı veya kendi doğum günlerinde, dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan bir hediyeyi kabul etme

hakkına sahiptir. Bunun esas ve usûlleri Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte gösterilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hükümlüye dışarıdan gönderilen hediyeyi kabul etme hakkı

MADDE 69- Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlü, iki ayda bir kez, ayrıca dini bayram, yılbaşı veya kendi doğum günlerinde dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan bir hediyeyi kabul etme hakkına sahiptir. Çocuk ve altmış beş yaşını tamamlamış hükümlüler ile beraberinde çocuğu bulunan kadın hükümlüler, idare ve gözlem kurulu tarafından alınacak karar doğrultusunda belirtilen zaman dilimi dışında da hediye kabul edebilir. Bunun esas ve usulleri yönetmelikle belirlenir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin dışarıdan hediye kabul etme hakkının kapsamı genişletilmektedir. Buna göre hükümlüler, mevcut haklarına ilave olarak iki ayda bir kez, dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan bir hediyeyi kabul edebilecektir. Ayrıca, çocuk ve altmış beş yaşını tamamlamış hükümlüler ile beraberinde çocuğu bulunan kadın hükümlüler, idare ve gözlem kurulu tarafından alınacak karar doğrultusunda fıkrada belirtilen zaman dilimleri dışında da hediye kabul edebilecektir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hükümlülerin dışardan hediye kabul etme haklarının kapsamı genişletilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 35. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 76

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Öğretimden yararlanma

Madde 76- (1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Öğretimden yararlanma

Madde 76- (1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.

(2) Bu maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 76 ncı maddesine hüküm eklemek suretiyle, hükümlülerin öğretimden yararlanmasına imkan veren söz konusu maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkin usul

ve esasların yönetmelikle düzenlenebilmesine imkan sağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 36. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 89 (başlığı ile birlikte)

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Koşullu salıverilmede iyi hâlin saptanması

Madde 89- (1) Hükümlünün, Kanunun 107 nci maddesinde öngörülen süreleri, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması gerekir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi halin belirlenmesi

MADDE 89- (1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulunduğu tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi halin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur.

(2)   Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır. Gerektiğinde hükümlünün ceza infaz kurumuna girmeden önceki yaşamına ilişkin bilgi ve belgeler de istenebilir.

(3)   Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar,kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır.

(4)   İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının

(500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir.

(5)   Kanunlarda iyi halliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır.

(6)   Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez.

(7)   İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmektedir. Kanunun 89 uncu maddesinin mevcut düzenlemesine göre sadece koşullu salıverilme bakımından iyi halin belirlenmesi esas alınmış, infazın tüm aşamaları bakımından iyi hal değerlendirilmesi yapılmasına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Yapılması öngörülen değişiklikle, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin tutum ve davranışlarının iyi halin belirlenmesine esas olmak üzere değerlendirilmesi ve buna göre belirli hak ve imkanlardan faydalanabilmesi amaçlanmaktadır. Hükümlüler, ceza infaz kurumlarına girmekle birlikte kurumlarda bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği , uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacaklardır. Söz konusu değerlendirme, en geç altı ayda bir yapılacağı gibi daha kısa sürelerde de yapılabilecektir. Yapılacak bu değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları , aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri , işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınacaktır. Gerektiğinde hükümlünün ceza infaz kurumuna girmeden önceki yaşamına ilişkin bilgi ve belgeler de ilgili yerlerden istenebilecektir. Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları , örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları , örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları , cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık edecektir. Cumhuriyet savcısı,

 

ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilmeye ayrılacak hükümlüler hakkında yapılacak idare ve gözlem kurulu değerlendirmelerine katılacak, denetimli serbestlik uygulanarak cezanın infazından sonra koşullu salıverilmeye ayrılacak hükümlüler hakkında yapılacak değerlendirmeye katılmayacaktır. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılacaktır. Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile bu kurumlardan temsilci belirleyerek bildirmeleri istenecek ve ilgili temsilciye idare ve gözlem kurulunun toplantı gün ve saati bildirilecektir. İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenecektir. Kanunlarda iyi halliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ve bazı hak ve imkanlardan faydalanabilmesi bakımından bu madde hükümleri dikkate alınacaktır. Bu madde uyarınca yapılan değerlendirme olumlu sonuçlanmadığı takdirde hükümlü, söz konusu hak ve imkandan faydalanamayacaktır. Olumlu sonuçlandığı takdirde ise örneğin açık ceza infaz kurumuna ayrılma bakımından hükümlü bu imkandan faydalanabilecektir. Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemeyecek olup, bu süreler yönetmelikle belirlenecektir. Belirtmek gerekir ki, birinci fıkra uyarınca yapılması gereken değerlendirme, en geç altı ayda bir yapılmaya devam edecektir. Düzenlemeyle, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma, denetimli serbestlik altında cezanın infazı ve koşullu salıverilme gibi imkanlardan yararlanabilmesi için ceza infaz kurumlarında kaldığı tüm zamanlar bakımından bir değerlendirme yapılması ve bu değerlendirme sonucuna göre hakkında işlem tesis edilmesi amaçlanmaktadır.

 

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin tutum ve davranışlarının iyi halin belirlenmesine esas olmak üzere değerlendirilmesi ve buna göre belirli hak ve imkanlardan faydalanabilmesi amaçlanmaktadır. İdare ve gözlem kurulu tarafından en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacaklardır. Yapılan değerlendirme olumlu sonuçlanmadığı takdirde hükümlü, söz konusu hak ve imkandan faydalanamayacaktır. Olumlu sonuçlandığı takdirde ise örneğin açık ceza infaz kurumuna ayrılma bakımından hükümlü bu imkandan faydalanabilecektir. Tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemeyecektir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 37. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 92/2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hâlleri

Madde 92-

(…)

(2) 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçlarla ilgili olarak alınan bilgilerin doğruluğunun araştırılması bakımından zorunlu görülen hâllerde, hükümlü veya tutuklular, rızaları alınmak koşuluyla, ilgili makamın ve Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine hâkim kararı ile geçici sürelerle ceza infaz kurumundan alınabilirler. Bu süreler, hükümlü veya tutuklu dinlendikten sonra işin niteliğine göre, her defasında dört günü ve hiçbir surette onbeş günü geçmemek üzere hâkim tarafından tayin olunur ve hükümlülük ve tutuklulukta geçmiş sayılır. Ceza infaz kurumundan ayrılış ve dönüşlerinde hükümlü veya tutuklunun sağlık durumu doktor raporu ile tespit edilir. Yer gösterme sırasında yapılan işlemlere ilişkin belgelerin bir örneği ilgilinin dosyasında muhafaza edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hâlleri

Madde 92-

(…)

(2) Terör ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak alınan bilgilerin doğruluğunun araştırılması bakımından zorunlu görülen hâllerde, hükümlü veya tutuklular, rızaları alınmak koşuluyla, ilgili makamın ve Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine sulh ceza hâkimi kararı ile geçici sürelerle ceza infaz kurumundan alınabilirler. Bu süreler, hükümlü veya tutuklu dinlendikten sonra işin niteliğine göre, her defasında dört günü ve hiçbir surette onbeş günü geçmemek üzere hâkim tarafından tayin olunur ve hükümlülük ve tutuklulukta geçmiş sayılır. Ceza infaz kurumundan ayrılış ve dönüşlerinde hükümlü veya tutuklunun sağlık durumu doktor raporu ile tespit edilir. Yer gösterme sırasında yapılan işlemlere ilişkin belgelerin bir örneği ilgilinin dosyasında muhafaza edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 92 nci maddesinin ikinci fıkrasında uyum düzenlemesi yapılmaktadır. 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin daha önce mülga edilmesi nedeniyle, bu maddenin

birinci fıkrasında yer alan suçlara yapılan atıf kaldırılarak, söz konusu ikinci fıkranın uygulama alanı yeniden belirlenmektedir.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, 5275 sayılı Kanunun 92 nci maddesinin ikinci fıkrasında uyum düzenlemesi yapılmaktadır. 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin daha önce mülga edilmesi nedeniyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan suçlara yapılan atıf kaldırılarak, söz konusu ikinci fıkranın uygulama alanı yeniden belirlenmektedir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 38. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 94/1-2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Mazeret izni

Madde 94- (1) Hükümlülük süresinin beşte birini iyi hâlle geçirmiş olanlara hükümlünün isteği ile;

a)   Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun ölümü nedeniyle ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet Başsavcılığının onayı ile,

b)   Yukarıdaki bentte sayılan yakınlarından birisinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin veya deprem, su baskını, yangın gibi felâketler nedeniyle zarara uğradıklarının belgelendirilmesi koşuluyla kurum en üst amirinin görüşü, Cumhuriyet Başsavcılığının önerisi ve Adalet Bakanlığının onayı ile, Yol dışında on güne kadar mazeret izni verilebilir.

(2) Bu Kanunun 25 inci maddesi kapsamına girenler hariç, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda bulunanlar da dâhil olmak üzere, güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla

tehlikeli olmayan hükümlünün, dış güvenlik görevlisinin refakatinde bulunmak şartıyla, talebi ve Cumhuriyet Başsavcısının onayıyla;

a)   İkinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü nedeniyle cenazesine katılması için yol süresi dışında iki güne kadar,

b)   Sağlık Kurulu raporu ile belgelendirilmesi şartıyla ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunması nedeniyle bunlardan her biri için bir defaya mahsus olmak üzere hasta ziyareti amacıyla yol süresi dışında bir güne kadar, izin verilebilir. Hükümlünün, izin süresi içinde gece konaklaması gerektiği takdirde, kendi evi veya (a) bendinde belirtilen bir yakınının evinde, güvenli görülen başka bir yerde ya da gidilen yerde bulunan kapalı ceza infaz kurumunda kalmasına, güvenlik hususu değerlendirilmek ve gerekli güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle, gidilen yerin valisi tarafından karar verilir. Yurt dışına çıkmasını gerektirmesi durumunda hükümlüye, bu madde gereğince izin verilemez.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Mazeret izni

Madde 94- (1) Hükümlülük süresinin onda birini iyi hâlle geçirmiş olanlara hükümlünün isteği ile;

a)   Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun ölümü nedeniyle ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet Başsavcılığının onayı ile,

b)   Yukarıdaki bentte sayılan yakınlarından birisinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin veya deprem, su baskını, yangın gibi felâketler nedeniyle zarara uğradıklarının belgelendirilmesi koşuluyla kurum en üst amirinin görüşü, Cumhuriyet Başsavcılığının önerisi ve Adalet Bakanlığının onayı ile, Yol dışında on güne kadar mazeret izni verilebilir.

(2) Bu Kanunun 25 inci maddesi kapsamına girenler hariç, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda bulunanlar da dâhil olmak üzere, güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla tehlikeli olmayan hükümlünün, dış güvenlik görevlisinin refakatinde bulunmak şartıyla, talebi ve Cumhuriyet Başsavcısının onayıyla;

a)   İkinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü nedeniyle cenazesine katılması için yol süresi dışında iki güne kadar,

b)   Sağlık Kurulu raporu ile belgelendirilmesi şartıyla ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunması nedeniyle bunlardan her biri için asgari bir ay arayla toplam iki defaya mahsus olmak üzere hasta ziyareti amacıyla yol süresi dışında bir güne kadar, izin verilebilir. Hükümlünün, izin süresi içinde gece konaklaması gerektiği takdirde, kendi evi veya (a) bendinde belirtilen bir yakınının evinde, güvenli görülen başka bir yerde ya da gidilen yerde bulunan kapalı ceza infaz kurumunda kalmasına, güvenlik hususu değerlendirilmek ve gerekli güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle, gidilen yerin valisi tarafından karar verilir. Yurt dışına çıkmasını gerektirmesi durumunda hükümlüye, bu madde gereğince izin verilemez.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, hükümlülerin mazeret iznini kullanabilmesi için ceza infaz kurumlarında iyi halli olarak geçirmesi gereken süre kısaltılmaktadır. Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde değişiklik yapmak suretiyle, hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izin hakkı , ikiye çıkarılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, hükümlülerin mazeret izni kullanabilmek için iyi halli olarak geçirmesi gereken süre kısaltılmış ve hasta ziyareti mazeret hakkı ikiye çıkarılmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 39. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 95/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Özel izin

Madde 95- (1) Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlarla kapalı ceza infaz kurumunda olup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazananlara, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini veya

güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla kurum en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet Başsavcılığının onayı ile üç ayda bir, yol hariç üç güne kadar izin verilebilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Özel izin

Madde 95- (1) Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlarla kapalı ceza infaz kurumunda olup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazananlara, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini veya

güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla kurum en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet Başsavcılığının onayı ile üç ayda bir, yol hariç yedi güne kadar izin verilebilir.

Hastalık veya doğal afet gibi zorunlu hallerde bu izinler birleştirilerek kullandırılabilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 95 inci maddesinde düzenleme yapmak suretiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlülere, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini veya güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla verilen özel izin süresi artırılmakta ve hastalık veya doğal afet gibi zorunlu hallerde bu izinlerin birleştirilerek kullandırılabilmesine imkan sağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, hükümlülerin özel izin süreleri 7 güne çıkarılmıştır ve bu izinlerin belirli hallerde birleştirilerek kullandırılmasının önü açılmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 40. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 97/1-2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İzinden dönmeme, geç dönme

 

Madde 97- (1) İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanununun 292 nci ve izleyen maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.

 

(2) İzin süresini iki gün veya daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır. İzinli iken firar eden hükümlüye bir daha izin verilmez.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İzinden dönmeme, geç dönme

 

Madde 97- (1) İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanununun 292 nci ve izleyen maddelerinde yazılı hükümler uygulanır. Salgın hastalık, doğal afet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere ceza verilmez.

(2)   İzin süresini iki gün veya daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır.

 

(3)   İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler ile firar eden hükümlülere bir daha özel izin verilmez.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle salgın hastalık, doğal afet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere ceza verilmeyeceğine ilişkin hukuka uygunluk nedeni kabul edilmektedir. Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmakta ve maddeye yeni bir fıkra eklenmektedir. Düzenlemeyle, izinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler ile firar eden hükümlülere bir daha özel izin verilmeyeceği hüküm altına alınmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile salgın hastalık, doğal afet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere yönelik hukuka uygunluk nedeni kabul edilmiştir. Firar eden hükümlüye bir daha “izin” verilmeyeceğine dair düzenleme kaldırılarak izinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler ile firar eden hükümlülere bir daha “özel izin” verilmeyeceği düzenlemesi getirilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 41. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 98

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama

 

Madde 98- (1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.

(2)   16 ncı madde gereğince cezasının ertelenmesi isteminin reddi hâlinde de aynı hüküm uygulanır.

 

(3)   Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama

 

Madde 98- (1) a) Mahkumiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi

gerekirse, hükmü veren mahkemeden,

 

b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hakimliğinden, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir.

 

(2) Birinci fıkra uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme veya infaz hakimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla, mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olması halinde uygulanacak hükümleri düzenleyen 5275 sayılı Kanunun 98 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Maddenin birinci fıkrasının (a) bendiyle, mahkumiyet hükmünün yorumunda duraksama olması veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği halde hükmü veren mahkemeden karar isteneceği düzenlenmektedir. Mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Mahkumiyet hükmünün yorumu hususunda en yetkin mercii, dosyanın tamamı hakkında bilgi sahibi olan ve kovuşturmayı Ceza Muhakemesi Kanununun 223 üncü maddesi kapsamında hükümle sonuçlandıran mahkemedir. Bu sebeple, mahkumiyet hükmünün yorumunda duraksama olması, başka bir ifadeyle hükmü etkileyen hususlar bulunması halinde hükmü veren mahkemeden karar istenmesi gerekmektedir. Örneğin, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin duraksamayı gidermek amacıyla kararı veren mahkemeden bir karar verilmesi istenecektir. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği hususunda bir tereddüt bulunması durumunda da hüküm mahkemesinden bu konuda bir karar verilmesi istenecektir. Yine, kararın hüküm kısmında yapılan hesap veya yazım hatası sonucu infaz edilecek cezanın miktarı hususundaki tereddüdün giderilmesi, suçun işlendiği tarihin karardan anlaşılamaması veya suç tarihinde tereddüt bulunması, ödeme veya şikayetten vazgeçme gibi nedenlerle hükmün ortadan kaldırılması veya cezanın düşürülmesi gibi hallerde hükmü veren mahkemeden karar istenecektir. Ayrıca, bu hallerde infazın durdurulmasına yönelik talepler de hüküm mahkemesinden istenecektir.

Sonradan yürürlüğe giren bir kanun hükmünün, hükümlünün lehine olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğinde bu değerlendirmenin, dosyayı en iyi şekilde bilen hükmü veren mahkemece yapılması gerekmektedir. Örneğin, mahkumiyet kararı kesinleştikten sonra mahkumiyete konu suçun unsurlarında veya hafifletici nedenlerinde yürürlüğe konulan bir kanunla değişiklik yapıldığı takdirde, bu değişikliğin söz konusu mahkumiyet hükmünü etkileyip etkilemediği hususunun kararı veren mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Fıkranın (b) bendinde ise, çektirilecek cezanın hesabında duraksama olması ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğinin ileri sürülmesi halinde infaz hakimliğince karar verileceği belirtilmektedir. Bu bendin kapsamına giren hallerde, dosyanın içeriğine herhangi bir şekilde ihtiyaç bulunmamaktadır. Duraksama, infaz dosyası üzerinden infaz hakimliğince giderilebilecektir. Çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya örnek olarak, süre belgesinde koşullu salıverilme süresinin veya tarihinin yanlış hesaplanması ya da adlı para cezası hapse çevrilirken hangi miktarın esas alınacağı hususunda duraksama olması halleri gösterilebilir. Cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğine örnek olarak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı aşamasında mahsup, ceza zamanaşımı, hükümlünün ölümü veya artık yıl hesabı gösterilebilir. Bu hususlardaki kararlar da infaz hakimi tarafından verilebilecektir. Belirtmek gerekir ki, (b) bendindeki düzenlemenin sebebi, Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklerdir. 4675 sayılı Kanunda yapılan değişikliklere ilişkin gerekçelerde açıkça vurgulandığı üzere, hükmün kesinleşmesinden itibaren infaza yönelik kararların, uzmanlaşmanın ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla infaz hakimliklerince verilmesi esası benimsenmiş bulunmaktadır. Teklifle, İnfaz Hakimliği Kanununda

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 42. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 99/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Birden fazla hükümdeki cezaların toplanması

 

Madde 99- (1) Bir kişi hakkında hükmolunan herbir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar. Ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107 nci maddenin uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı istenir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Birden fazla hükümdeki cezaların toplanması

 

Madde 99- (1) Bir kişi hakkında hükmolunan herbir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar. Ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107 nci maddenin uygulanabilmesi yönünden infaz hakimliğinden bir toplama kararı istenir. Adli para cezasından çevrilen ve ceza infaz kurumunda infaz edilme aşamasına gelen hapis cezaları da toplama kararına dahil edilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5275 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Buna göre, birden fazla hükümdeki cezaların koşullu salıverilme süresinin belirlenebilmesi bakımından toplanması gerektiğinde toplama (içtima) kararları, infaz hakimliği tarafından verilecektir.

 

Ayrıca, maddeye eklenen hükümle, adlı para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapis cezasına çevrilen fakat öncelikli olarak uygulanan kamuya yararlı bir işte çalışma yükümlülüğünü yerine getirmeyen hükümlünün bu hapis cezasının da süreli hapis cezalarında olduğu gibi toplama kararına dahil edilmesi sağlanmaktadır. Böylelikle, adli’ para cezasından çevrilen hapis cezalarının da toplama kararına girmesi nedeniyle infaz edilecek cezalar bakımından hakkaniyete uygun bir sonucun ortaya çıkması amaçlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile birden fazla hükümdeki cezaların koşullu salıverilme süresinin belirlenebilmesi bakımından toplanması gerektiğinde toplama (içtima) kararları artık “mahkeme” tarafından değil, “infaz hakimliği” tarafından verilecektir. Ayrıca, maddeye eklenen hükümle, adlı para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapis cezasına çevrilen fakat öncelikli olarak uygulanan kamuya yararlı bir işte çalışma yükümlülüğünü yerine getirmeyen hükümlünün bu hapis cezasının da süreli hapis cezalarında olduğu gibi toplama kararına dahil edilmesi sağlanmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 43. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 100/2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesi

 

Madde 100- (1) Cezanın infazına başlandıktan sonra hastalık nedeniyle hükümlünün ceza infaz kurumundan hastaneye kaldırılması hâlinde burada geçirdiği süre, cezadan indirilir.

 

(2) Ancak, cezanın infazını durdurmak için hükümlü, hastalığına kasten neden olmuşsa bu hükümden yararlanamaz. Bu hâlde Cumhuriyet savcısı mahkemeden bir karar verilmesini ister.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesi

 

Madde 100- (1) Cezanın infazına başlandıktan sonra hastalık nedeniyle hükümlünün ceza infaz kurumundan hastaneye kaldırılması hâlinde burada geçirdiği süre, cezadan indirilir.

 

(2) Ancak, cezanın infazını durdurmak için hükümlü, hastalığına kasten neden olmuşsa bu hükümden yararlanamaz. Bu hâlde Cumhuriyet savcısı infaz hakimliğinden bir karar verilmesini ister.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5275 sayılı Kanunun 100 üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile bu maddede düzenlenen karar verme yetkisi “mahkeme”den alınıp “infaz hakimliği”ne verilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 44. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 101/1-2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İnfaz sırasında verilecek kararların mercii ve usulü

Madde 101- (1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı

ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.

(2) (Değişik: 20/7/2017-7035/24 md.) 99 uncu madde gereğince cezaların toplanması gerektiğinde bu hususta hüküm verme yetkisi, en fazla cezaya hükmetmiş bulunan mahkemeye, bu durumda birden çok mahkeme yetkili ise son hükmü vermiş olan mahkemeye aittir. En fazla cezanın;

a)   Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde Ankara ağır ceza mahkemesince,

b)   Bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il ağır ceza mahkemesince

c)   Bölge adliye mahkemesi tarafından duruşma açmak suretiyle verilmesi hâlinde ise hükmü kaldırılan ilk derece mahkemesince, bu hususta karar verilir.

(3) (Değişik: 20/7/2017-7035/24 md.) Bu madde uyarınca verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İnfaz sırasında verilecek kararların mercii ve usulü

Madde 101- (1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden veya infaz hakimliğinden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.

(2) 99 uncu madde gereğince cezaların toplanması gerektiğinde bu hususta hüküm verme yetkisi, en fazla cezaya hükmetmiş bulunan mahkemenin bulunduğu yer infaz hakimliğine, bu durumda birden çok infaz hakimliği yetkili ise son hükmü vermiş olan mahkemenin bulunduğu yer infaz hakimliğine aittir. En fazla cezanın;

a) Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi halinde Ankara infaz hakimliğince,

b) Bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi halinde bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il infaz hakimliğince,

c) Bölge adliye mahkemesi tarafından duruşma açmak suretiyle verilmesi halinde ise hükmü kaldırılan ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer infaz hakimliğince, bu hususta karar verilir

(3) (Değişik: 20/7/2017-7035/24 md.) Bu madde uyarınca verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 5275 sayılı Kanunun 101 inci maddesinde değişiklikler yapılmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, infaz sırasında karar verecek merciler arasına infaz hakimi de eklenmektedir.

 

Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen görev ve yetkiye ilişkin değişikliklere uyum sağlanmaktadır. Toplama kararlarını verecek infaz

hakimlikleri, fıkranın mevcut metnindeki esaslar çerçevesinde belirlenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile infaz sırasında karar verecek merciler arasına “infaz hakimi” de eklenmektedir ve toplama kararlarını verecek infaz hakimlikleri fıkranın mevcut metnindeki esaslar çerçevesinde belirlenmektedir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 45. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 105

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Kamuya yararlı bir işte çalıştırma

 

Madde 105- (1) Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasının yaptırım seçeneklerinden kamuya yararlı bir işte çalıştırma; hükümlünün, ücretsiz olarak bir kamu kurumunun veya kamu yararına hizmet veren bir özel kuruluşun belirli hizmetlerinde çalıştırılmasıdır.

(2) Denetimli serbestlik ve yardım merkezleri, bölgelerinde bulunan bu tür kurumlardan hükümlüleri ne suretle çalıştırabileceklerine dair bilgi alırlar ve hizmetler listesini oluştururlar. Bu listeler

mahkemelere verilir. Mahkeme, bu listelerden uygun gördüğü hizmeti ve süresini hükümlüye önerir ve bunu reddetme hakkına sahip olduğunu hatırlatır.

 

(3) Diğer bir hapis cezasına hükmedildiğinde kamu yararına çalıştırma kararı verilemez.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Kamuya yararlı bir işte çalıştırma

 

Madde 105- (1) Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasının yaptırım seçeneklerinden kamuya yararlı bir işte çalıştırma; hükümlünün, ücretsiz olarak iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere bir kamu kurumunun veya kamu yararına hizmet veren bir özel kuruluşun belirli hizmetlerinde çalıştırılmasıdır. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir.

(2) Denetimli serbestlik müdürlükleri, bölgelerinde bulunan bu tür kurumlardan hükümlüleri ne suretle çalıştırabileceklerine dair bilgi alırlar ve hizmetler listesini oluştururlar.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

 

Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirinin uygulamasına ilişkin düzenlemeler, 5275 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde yer almaktadır. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle, Kanunun adli para cezalarının infaz usulünün düzenlendiği 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yeniden düzenlenmiş ve hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verileceği ve günlük çalışma süresinin, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu bu düzenlemenin 105 inci madde kapsamında kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbiri bakımından da geçerli olması için maddenin birinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasındaki mevcut düzenlemede, hakim kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı vermeden önce denetimli serbestlik müdürlüğünce kendisine gönderilen listelerde bulunan hizmet çeşidi ve süresini hükümlüye önermekte ve hükümlüye bunları reddetme hakkı olduğunu hatırlatmaktadır. Bu durum, uygulamada tereddüt oluşturmakta ve mahkemelerin iş yükünü artırmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, mahkeme, seçenek tedbir olarak kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya hükmettikten sonra hükümlünün bu işlerden hangisine gideceği veya uygun görülen hizmetlerden hangisini tercih edeceği gibi uygulamaya temas eden hususları, mevzuat hükümlerine göre bu işlemleri yerine getirmekle görevli olan denetimli serbestlik müdürlükleri belirleyecektir. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan olan kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımının kısıtlandığına dair uygulamada oluşan tereddüdün giderilmesi amacıyla maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirinin uygulanmasına ilişkin düzenlemeler yapılmış ve iki saat çalışma karşılığı bir gün olmak üzere günlük çalışma süresinin en az iki saat en fazla sekiz saat olacağı belirtilmiştir. Mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi adına uygulamaya temas eden hususlarda Denetimli serbestlik müdürlüklerine yetki tanınmıştır. Uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi adına üçüncü fıkra da hükümden kaldırılmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 46. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 105/A / 1-2-3-6-7-8

Maddenin değişiklikten önceki hali:

Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı

Madde 105/A – (Ek: 5/4/2012-6291/1 md.) (1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren,

b) Çocuk eğitimevinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan,

koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.

(2)   Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarının oluşmasından itibaren en az altı aylık sürenin geçmiş olması durumunda, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler.

(3)   Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;

a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,

b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir.

(…)

(6) Hükümlünün;

a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içinde müracaat etmemesi,

b)   Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi,

c)   Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine, infaz hâkimi tarafından karar verilir.

(7)   Hükümlü hakkında; a) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 9/4/2014 tarihli ve E.: 2014/14, K.: 2014/77 sayılı Kararı ile.) b) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 26/12/2013 tarihli ve E.: 2013/33, K.: 2013/69 sayılı Kararı ile.) c) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 26/12/2013 tarihli ve E.: 2013/33, K.: 2013/69 sayılı Kararı ile.) (İptal birinci ve ikinci cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 9/4/2014 tarihli ve E.: 2014/14, K.: 2014/77 sayılı Kararı ile.)

(8)   Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.

(…)

 

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı

Madde 105/A – (Ek: 5/4/2012-6291/1 md.) (1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürenin beşte dördünü ceza infaz kurumunda geçiren ve açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hakimi tarafından karar verilebilir. Bu fıkra uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz süresi üç yılı geçemez.

  • Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi halli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları halinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden
  • Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;
  1. Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler,
  2. Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler, koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürenin beşte üçünü ceza infaz kurumunda geçirmeleri ve diğer şartları da taşımaları halinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hali, Adlı Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir. Bu fıkra uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz süresi dört yılı geçemez.

(…)

(6) Hükümlünün;

  1. Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi,
  2. Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi,
  3. Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna

gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilir.

  • Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi halinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hakimi tarafından karar
  • Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.

(…)

 

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, cezanın denetimli serbestlik rejimi altında infazına ilişkin koşullar ile denetimli serbestlik süresi yeniden belirlenmektedir. Mevcut düzenlemeye göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılan veya ayrılmaya hak kazanan her hükümlü, verilen ceza miktarına bakılmaksızın bir yıllık maktu denetimli serbestlik süresinden eşit miktarda yararlanmakta, bu durum ceza miktarının fazla olduğu hükümlüler bakımından adaletsiz bir sonucun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, her hükümlünün eşit süreyle denetimli serbestlikten yararlanması uygulamasından vazgeçilerek, koşullu salıverilme miktarına göre oransal olarak denetimli serbestlikten faydalanması ve ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin de yine oransal olarak aynı olması sağlanmakta ve bu suretle ceza infaz adaletinin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Buna göre, açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte dördünü açık veya kapalı ceza infaz kurumunda geçiren hükümlü, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını toplum içinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edecektir. Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları bakımından denetimli serbestlik süresinin çok uzun olmaması amacıyla azami üç yıllık denetimli serbestlik süresi getirilmektedir. Diğer yandan, Kanunun 105/A maddesinde yer alan denetimli serbestlik altında cezanın infazı için açık ceza infaz kurumunda altı ay kalma koşulunun, Kanunun geçici 4 üncü maddesi gereğince 31/12/2020 tarihine kadar uygulanmayacak olması nedeniyle belli miktara kadar hapis cezası alan hükümlüler, ceza infaz kurumunda çok az bir süre kalmak suretiyle cezalarının tümünü denetimli serbestlik rejimi altında infaz ettiğinden bu durum cezasızlık algısı oluşturmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, her hükümlünün belirli bir süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanarak cezasızlık algısının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Söz konusu maddede yapılan düzenlemeye göre öncelikli olarak koşullu salıverilme süresi belirlenecek, bu sürenin beşte dördü ceza infaz kurumlarında ve kalan beşte birlik kısmı ise denetimli serbestlik rejimi altında toplum içinde infaz edilecektir. Maddede yapılan diğer bir düzenlemeyle, sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler bakımından denetimli serbestlikten yararlanılacak oran, maddede yapılan düzenlemelere uygun olarak yeniden belirlenmektedir. Bu hükümlüler koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte üçünü ceza infaz kurumunda geçirmeleri halinde denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilecektir. Bu fıkra uyarınca faydalanılacak denetimli serbestlik süresi bakımından da azami bir sınır getirilmektedir. Belirtmek gerekir ki, üçüncü fıkradaki koşulların (sıfır-altı yaş grubunda çocuğun bulunması veya maruz kalınan ağır bir hastalık) oluşup oluşmadığı, hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılmak için ceza infaz kurumu idaresine başvurduğu tarih itibarıyla değerlendirilecektir. Maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle, denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi uygulamasından vazgeçilerek, infaz hakiminin kararıyla açık ceza infaz kurumuna gönderilebilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca, ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, hükümlülerin talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi için aranan süre, üç günden beş güne çıkarılmaktadır. Maddenin yedinci fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğundan, söz konusu iptal gerekçeleri karşılanmak suretiyle fıkra yeniden düzenlenmektedir. Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, altıncı fıkrada yapılması öngörülen düzenlemelere uyum sağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile her hükümlünün eşit süreyle denetimli serbestlikten yararlanması uygulamasından vazgeçilerek, koşullu salıverilme miktarına göre oransal olarak denetimli serbestlikten faydalanması ve ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin de yine oransal olarak aynı olması amaçlanmaktadır. Bu sebeple açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilme için “ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte dördünü” “açık veya kapalı ceza infaz kurumunda geçiren hükümlü” cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmı için “azami olarak 3 yıllık denetimli serbestlik”ten faydalanabilecektir. Değişiklikten önceki düzenlemeyle gelişen cezasızlık algısı dolayısıyla da her hükümlünün belirli bir süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanarak cezasızlık algısının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Yine yapılan bu değişiklik ile, hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılmak için ceza infaz kurumu idaresine başvurduğu tarih itibarıyla, sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler koşullu salıverilme için “ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken sürenin beşte üçünü” ceza infaz kurumunda geçirmeleri halinde “azami 4 yıl denetimli serbestlik” tedbirinden yararlanabilecektir.Denetimli serbestliğin uygulanmasına ilişkin olarak belirli yükümlülükleri yerine getirmeyen hükümlülerin “kapalı ceza infaz kurumu”na gönderilmesi uygulamasından vazgeçilerek, infaz hakiminin kararıyla “açık ceza infaz kurumu”na gönderilebilmesi uygulaması getirilmektedir. Ayrıca, ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, hükümlülerin talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi için aranan süre, üç günden “beş gün”e çıkarılmaktadır.Maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yedinci fıkrası yeniden düzenlenmiştir. Buna göre hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verileceği düzenlenmiştir. Yine kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi halinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hakimi tarafından karar verileceği belirtilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 47. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 106/9

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Adlî para cezasının infazı

 

Madde 106- (…)

 

(9) (Değişik: 26/2/2008-5739/5 md.) Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adlî para cezasıdır.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Adlî para cezasının infazı

 

Madde 106- (…)

 

(9) (Değişik: 26/2/2008-5739/5 md.) 16 ncı madde hükümleri saklı kalmak üzere, adli para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri

uygulanmaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adlî para cezasıdır.

 

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında düzenleme yapmak suretiyle, 16 ncı madde uyarınca hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi halinin,

adlı para cezasından çevrilen hapis cezaları bakımından da uygulanmasına imkan tanınmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile 16 ncı madde uyarınca hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi halinin, adlı para cezasından çevrilen hapis cezaları bakımından da uygulanmasına imkan tanınmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 48. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 107/2-4-6-9-10-11-12-13-15

Maddenin değişiklikten önceki hali:

Koşullu salıverilme

Madde 107- (1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.

(…)

(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, bu süreler;

a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk,

b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,

c)   Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,

d)   Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört,

e)   Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki, Yıldır. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/9 md.) Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

(5)   Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.

(6)   Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.

(…)

(9)   Hâkim, denetim süresinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklar edinebileceği çevrelerden uzak kalması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya yanında çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.

(10)   Hâkim, koşullu salıverilen hükümlünün kişiliğini ve topluma uyumdaki başarısını göz önünde bulundurarak; denetim süresinin, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadan veya herhangi bir yükümlülük belirlemeden geçirilmesine karar verebileceği gibi, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını veya belirlenen yükümlülükleri denetim süresi içinde kaldırabilir.

(11)    Bir hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, hükmü veren mahkemeye; hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemeye; hüküm veya hükümlerden biri bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmiş ise 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen ilk derece mahkemesine; hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemeye verilir. Mahkeme, bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir. Mahkeme, raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

(12)   Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.

(13)   Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün;

a)   Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren kalan cezasının aynen,

b)   (Değişik: 25/5/2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.

(14)   Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.

(15)   (Değişik: 20/7/2017-7035/25 md.) Hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse ya da bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse hükmü veren ilk derece mahkemesi, cezaların toplandığı hâller ile hükmün bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmiş olması hâlinde ise 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen ilk derece mahkemesi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dosya üzerinden karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

(…)

 

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

Koşullu salıverilme

Madde 107- (1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, Türk Ceza Kanununun;

  1. Kasten öldürme suçlarından (madde 81 , 82 ve 83) süreli hapis cezasına mahkum olanlar,
  2. İşkence suçundan (madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan (madde 96) süreli hapis cezasına mahkum olanlar,
  3. Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç), reşit olmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinsel taciz (madde 105) suçlarından süreli hapis cezasına mahkum

olanlar,

  1. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde 102, 103, 104 ve 105) hapis cezasına mahkum olan çocuklar,
  2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) hapis cezasına mahkum olan çocuklar,
  3. Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından (madde 326 ila 339) süreli hapis cezasına mahkum olanlar,

cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkum olan çocuklar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.

(…)

  • Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. Ancak, bu süreler;
  1. Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk,
  2. Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,
  3. Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,
  4. Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört,
  5. e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki, Yıldır. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/9 ) Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.
  • Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.
  • Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini

geçemez. (…)

  • İnfaz hakimi, denetim süresinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklar edinebileceği çevrelerden uzak kalması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya yanında çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine İnfaz hakimi ayrıca, iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebilir. Bu karar gereğince denetimli serbestlik müdürlüğü, risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü;
  1. Belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulundurma,
  2. Belirlenen yer veya bölgelere gitmeme,
  3. c) Belirlenen programlara katılma, yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutar. Denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri değiştirebilir.
  • İnfaz hâkimi, koşullu salıverilen hükümlünün kişiliğini ve topluma uyumdaki başarısını göz önünde bulundurarak; denetim süresinin, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadan veya herhangi

bir yükümlülük belirlemeden geçirilmesine karar verebileceği gibi, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını veya belirlenen yükümlülükleri denetim süresi içinde kaldırabilir.

  • Hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hakimliğine İnfaz hakimi, bu raporu

uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir; raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

  • Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.
  • Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün;
  1. a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin,

 

b) (Değişik: 25/5/2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.

(14)   Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.

(15)   (Değişik: 20/7/2017-7035/25 md.) Hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse ya da bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse hükmü veren ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer infaz hakimliği, cezaların toplandığı hâller ile hükmün bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmiş olması hâlinde ise 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen infaz hakimliği tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dosya üzerinden karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunla ceza infaz sistemimizde köklü bir değişiklik yapılmış ve koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bununla birlikte aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hapis cezaları da önemli oranda artırılmıştır. Koşullu salıverilme sürelerine ilişkin mukayeseli hukuk örnekleri incelendiğinde, farklı uygulamalar olduğu görülmektedir. Örneğin İngiltere, Fransa, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da koşullu salıverilme süresi kural olarak cezaların yarısı iken, bu oran Belçika’da üçte bire kadar inmektedir.

Maddeyle, hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak belirlenmektedir. Bu süre geldiğinde hükümlünün tutum ve davranışları değerlendirilecek ve olumlu ise hükümlü koşullu salıverilmeden faydalanabilecek, aksi halde hapis cezasının infazına devam edilecektir. Hükümlünün tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ise 89 uncu maddeye göre yapılacaktır. Böylelikle, koşullu salıverilme rejimi sistematik bir yapıya kavuşturulmaktadır. Diğer yandan, ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır.

Fıkrada sadece çocuklar hakkında uygulanacak hükümler açıkça belirtilmiş olup, diğer hükümler hem çocuklar hem de yetişkinler için uygulanacaktır. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Örneğin, Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak değil, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun koşullu salıverilme oranı 108 inci maddenin dokuzuncu fıkrasına göre dörtte üçtür.Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı denetim süresinin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle koşullu salıverilme süresi kadar olması öngörülmektedir. Ancak bu süre, süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Maddede ayrıca, 4675 sayılı Kanunda infaz hakimliğinin görev ve yetkilerine ilişkin yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı ibare değişiklikleri yapılmaktadır. 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere bağlı olarak, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, infaz hakimlikleri yetkili kılınmaktadır. Penoloji bilimi ve infaz hukuku gereklerine uygun olarak iyileştirme ve bireyselleştirme ihtiyacı, cezaların infazı aşamasında uzmanlaşmayı ve uygulama birliğini gerektirmektedir. Aynı suçtan hükümlü bulunup da aynı iyileştirme esaslarına tabi olan ve barındırıldıkları ceza infaz kurumlarının disiplin, düzen ve iyileştirme rejimlerine tamamıyla uyan hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme kararının verilip verilmemesi veya geri alınması bakımından farklı uygulamaların önlenmesi amaçlanmakta ve bu konudaki yetki infaz hakimliklerine bırakılmaktadır. Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hakiminin iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hakimi en fazla iki yıl için yükümlülüğe karar verebileceği gibi daha kısa bir süre de belirleyebilecektir. Ancak, belirlenen yükümlülük süresi, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. İnfaz hakiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. İnfaz hakiminin karar vermesi durumunda denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüyü yükümlülüğe tabi tutması zorunludur. İnfaz hakimi karar vermediği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü bu yükümlülükleri uygulayamayacaktır. Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri re’sen değiştirebilecektir. Böylelikle, hükümlülerin koşullu salıverilmeleri üzerine toplum içindeki takibi daha etkin bir şekilde sağlanmış olacaktır. Maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli raporun, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hakimliğine (infaz dosyasının takibinin yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı nezdindeki infaz hakimliği) verileceği, infaz hakiminin, bu raporu uygun bulması durumunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar vereceği, raporu uygun bulmaması halinde ise gerekçesini kararında göstereceği düzenlenmektedir. Bununla birlikte örneğin, infaz işlemleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takip edilen bir hükümlünün hapis cezası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz edilse bile koşullu salıverilmesine Ankara infaz hakimliğince karar verilecektir. Hükümlü, 105/ A maddesi uyarınca denetimli serbestliğe ayrılmış ve yükümlülükleri başka bir yerde takip ediliyor ise yükümlülüğünün takibinin yapıldığı yer infaz hakimliği tarafından koşullu salıverilme kararı verilecektir. Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir. Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması halinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir. Basit bir ihlalden dolayı ihlal tarihi ile hak ederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aynen infaz etmek, her zaman adaletli sonuç doğurmayabilir. Bu nedenle infaz hakimi, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi ihlalin niteliğine göre belirleyecektir. Düzenlemeyle, hapis cezalarının infazında adaletli bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir. Maddenin onbeşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme

 

kararının geri alınmasına infaz hakimi tarafından karar verileceği düzenlenmektedir. Hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilirse veya bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse, koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar cezanın infazına devam edilen yerdeki infaz hakimi tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilecektir. Koşullu salıverilme kararından sonra hakederek tahliye tarihine kadar denetim süresi içinde cezanın infazına, hükmü veren mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılığında devam edilir. Ancak, birden fazla mahkumiyet kararının bulunduğu hallerde, toplama kararı üzerine hapis cezası infaz edilmekte ise bu durumda infaz hakiminin yetkisi, 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecektir.
Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile hükümlülerin koşullu salıverilme sürelerine ilişkin “üçte ikilik” genel oran, “yarısı” olarak belirlenmektedir. Ancak ikinci fıkraya eklenen hükümle, üçte ikilik oran bazı suçlar bakımından korunmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe bağlı olarak dördüncü fıkrada yer alan koşullu salıverilme oranı “üçte iki” olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların “tabi oldukları koşullu salıverilme oranı”nın uygulanacağı kabul edilmektedir. Altıncı fıkrada yer alan koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı “denetim süresi”nin, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre, başka bir ifadeyle “koşullu salıverilme süresi kadar” olması öngörülmektedir.Maddede ayrıca, cezanın bireyselleştirilmesi ve iyileştirme esaslarına göre koşullu salıverilme bakımından hükmü veren mahkeme yerine, “infaz hakimlikleri” yetkili kılınmaktadır.Maddenin dokuzuncu fıkrasına eklenen yeni hükümlerle, infaz hakiminin “iki yılı geçmemek üzere” denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek “yükümlülükler”e tabi tutulmasına karar verebileceği düzenlenmektedir. İnfaz hakiminin kararı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü; belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek ve belirlenen programlara katılmak şeklindeki yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına tabi tutacaktır. Ayrıca, denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri “re’sen” değiştirebilecektir. Maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi “aynen” infaz etmekteyken yapılan değişiklik ile koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için “verilen hapis cezasının iki katı süreyi” ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir. Denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir. Denetim süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranılması halinde ise, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla “ihlalin niteliğine göre” takdir edilecek bir sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 49. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 108/1-3-4-6-9

Maddenin değişiklikten önceki hali:

Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri

Madde 108- (1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;

a)   Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,

b)   Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,

c) Süreli hapis cezasının dörtte üçünün, İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir.

(2)   Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz.

(3)   İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.

(4) Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.

(5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.

(…)

(9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilir:

a)   Tıbbi tedaviye tabi tutulmak

b)   Tedavi amaçlı programlara katılmak

c)   Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak

d)   Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak

e)   Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak

f)   Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri

Madde 108- (1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;

a)   Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,

b)   Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,

c)   Birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yılının,

d)   Süreli hapis cezasının üçte ikisinin, İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.

(2)   Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz.

(3)   İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez. Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir.

(4) İnfaz hakimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.

(5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.

(6) İnfaz hakimi, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.

(…)

(9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilir:

a)   Tıbbi tedaviye tabi tutulmak

b)   Tedavi amaçlı programlara katılmak

 

c)   Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak

d)   Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak

e)   Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak

f)   Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere eklenen yeni ( c) bendiyle, mükerrirler bakımından uygulamada tereddütlere neden olan birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde ceza infaz kurumunda kalınacak azami süre belirlenmektedir. Buna göre, mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yılın ceza infaz kurumunda iyi halli olarak geçirilmesi öngörülmektedir. Esasen, bugün itibarıyla mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuziki yıl üzerinden hesaplama yapılmakta ancak uygulamada bazı tereddütler yaşanmaktadır. Bu nedenle konunun açıkça düzenlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, fıkranın teselsül ettirilen ( d) bendinde yer alan koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak belirlenmektedir. Ancak, fıkraya eklenen cümleyle, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Böylelikle, örneğin Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki ve 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından veya terör suçlarından mükerrir olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanacaktır. Belirtmek gerekir ki, Türk Ceza Kanununun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlular hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu atıf nedeniyle 108 inci madde hükümlerinin uygulandığı hallerde terör örgütü mensubu suçlular bakımından birinci fıkraya eklenen cümle gereğince yine bu suçun tabi olduğu dörtte üçlük koşullu salıverilme oranı uygulanacaktır. Teklifle 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla maddenin diğer fıkralarında değişiklikler yapılmaktadır. Türk Ceza Kanununun suçta tekerrür hükümlerinin düzenlendiği 58 inci maddesinin yedinci fıkrasında, mahkumiyet kararında hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre, hükmü veren mahkeme sanık hakkında söz konusu maddenin uygulanacağını kararında gösterecektir. Diğer yandan, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıverilme hükümlerinden faydalanamayacağı düzenlenmiştir. Ancak uygulamada, koşulları bulunmasına rağmen sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kararların verilmediği görülmektedir. Bu durum, infazda tereddüde ve gecikme yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, maddenin üçüncü fıkrasına hüküm eklemek suretiyle koşulları bulunması halinde hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağının hükmü veren mahkemece kararda belirtileceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Maddenin dördüncü fıkrasına göre hükmedilecek denetim süresi, koşullu salıverilme kararıyla birlikte infaz hakimi tarafından belirlenecektir. Maddenin dokuzuncu fıkrasının mevcut düzenlemesinde, bu fıkrada belirtilen suçların koşullu salıverilme oranları bakımından birinci fıkradaki orana atıf yapılmaktadır. Teklifle, maddenin birinci fıkrasındaki koşullu salıverilme oranında değişiklik yapılması nedeniyle dokuzuncu fıkrada yer alan suçların koşullu salıverilme oranını korumak amacıyla fıkraya hüküm eklenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere eklenen yeni (c) bendiyle, mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde ceza infaz kurumunda kalınacak azami süre otuziki yıl olarak belirlenmektedir. Süreli hapis cezasının “dörtte üçünün”, İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabileceği düzenlemesinde koşullu salıverilme oranı “üçte iki” olarak değiştirilmiştir. Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından, bu suçların tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasına ise uygulamada, koşulları bulunmasına rağmen sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kararların verilmediği gerekçesiyle hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağının hükümde belirtileceği düzenlemesi eklenmiştir.Denetim süresi ile ilgili yetkiler “infaz hakimi”ne verilmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 50. MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 110

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Özel infaz usulleri

 

Madde 110- (1) Hükmü veren mahkeme veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme, altı ay veya daha az süreli hapis cezasının;

 

a) Her hafta cuma günleri saat 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,

 

b) Her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri, Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir.

(2) Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere;

a)   Kadın veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları altı ay,

b)   Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları bir yıl,

c)   Yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları üç yıl, veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine hükmü veren mahkemece veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemece karar verilebilir.

(3) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.

(4) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme

hükümleri uygulanmaz.

(5)   Bu infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde, cezanın baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.

(6)   Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

MADDE 110- (I) İnfaz hakimi, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasının;

a)   Her hafta cuma günleri saat 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,

b)   Hafta sonları hariç, her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri, Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir.

(2) Mahkumiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukuki sorumlulukları saklı kalmak üzere;

a)   Kadın, çocuk veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam bir yıl,

b)   Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkfun oldukları toplam iki yıl,

c)   Yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam dört yıl, veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilir.

(3)   Toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilir.

(4)   Doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilir. Bu fıkra uyarınca talepte bulunulabilmesi için kadının doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş olması gerekir. Konutta infaza karar verdikten sonra çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa infaz hakimi konutta infaz uygulamasına ilişkin kararını kaldırır.

(5)   Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında tabi oldukları infaz rejimine göre koşullu salıverilme hükümleri uygulanır. Ancak, 105/ A maddesi hükümleri uygulanmaz.

(6)   Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.

(7)   İnfaz hakimi talep üzerine, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi sırasında bu usulün uygulanmasına son verebilir. Özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinde ise bu usulün uygulanmasına son verilir ve bu halde infaza açık ceza infaz kurumunda devam edilir. Özel infaz usulüne göre geçirilen süre, infaz aşamasında mahsup edilir. Bu fıkranın uygulandığı hallerde 105/ A maddesi hükümleri uygulanmaz.

(8)   Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır.

(9)   Üçüncü ve dördüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri;

a)   Terör suçları ile örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçlarından ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olanlar,

b)   Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar,

c)   Adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler,

 

d) Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler, hakkında uygulanmaz.

(10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, özel infaz usullerinin kapsamı genişletilmekte ve geceleyin infaz ile hafta sonu infaz bakımından geçerli altı aylık sınır, kasten işlenen suçlarda bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise üç yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca, konutta infaz usulünün kapsamı genişletilmekte ve çocuk hükümlüler de bu kapsama alınmaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilmesine imkan tanınmaktadır. Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeye göre, doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan ya da adli’ para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilecektir. Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında Teklifle yapılan değişikliğe göre doğum yapan kadınların cezası doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay ertelenecektir. Yapılan bu düzenlemeye göre konutta infaz usulünden yararlanabilmesi için erteleme süresi içinde kadının talepte bulunması gerekmektedir. Ayrıca, kadının doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmedikçe bu fıkra uyarınca infaza başlanamayacaktır. Konutta infaza en geç erteleme süresi olan bir yıl altı ayın sonunda başlanması gerekmektedir. İnfaz hakimi tarafından konutta infaza karar verildikten sonra çocuk ölmüş veya anasından başka birine veya resmi kurumlara verilmiş olursa, konutta infaz uygulamasına infaz hakimi tarafından son verilecek ve hükümlünün cezasının genel hükümlere göre infaz edilmesine karar verilecektir. Bu durum, hükümlünün dışında gerçekleşen bir olay olduğu için hükümlü, Kanunun 105/ A maddesinden faydalanabilecektir. Maddede yapılan diğer bir değişiklikle, özel infaz usullerine karar verme yetkisi infaz hakimine verilmektedir. Cezasının özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme hükümleri uygulanacak, ancak bu hükümlüler 105/ A maddesi kapsamında denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanamayacaktır. Belirtmek gerekir ki, maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrasındaki hallerden birinin olması durumunda adli para cezalarının infaz sürecinde mevcut 106 ncı maddeye göre koşullu salıveri lme hükümleri uygulanamamakta ancak, 2005 öncesi infaz hükümlerine tabi olan adli para cezaları bakımından koşullu salıverilme hükümleri uygulanabilmektedir. Dolayısıyla 106 ncı maddeye göre infaz edilen adli para cezaları bakımından koşullu salıverilme hükümleri uygulanamayacaktır. Maddenin yedinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi sırasında talep üzerine bu usulün uygulanmasına infaz hakiminin kararıyla son verilebilecektir. Ayrıca, bu infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinde ise bu usulün uygulanmasına infaz hakimi tarafından son verilecektir. Bu durumda cezanın, genel infaz kurallarına göre açık ceza infaz kurumlarında infaz edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki, hükümlü ceza infaz kurumuna alınarak cezasının infazına yeniden başlanacak, ancak hükümlünün özel infaz usulü kapsamında ihlal tarihine kadar geçirdiği süre, ceza infaz kurumunda kalacağı süreden mahsup edilecektir. Böylelikle, belirtilen bu hallerde cezanın koşullu salıverilme tarihine kadar infaz kurumunda çektirilmesi sağlanmış olacaktır. Fıkranın mevcut halinde cezanın baştan itibaren infazı öngörülmekte iken yapılan değişiklikle özel infaz usulü kapsamında infaz edilen sürenin mahsubu sağlanmaktadır. Böylelikle, ihlale kadar hükümlünün infaz ettiği cezasının yok sayı lmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, özel infaz usullerinin uygulandığı hallerde 105/ A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanması engellenerek, infazda adaletin sağlanması amaçlanmaktadır. Maddeye yeni eklenen dokuzuncu fıkrayla, özel infaz usullerinin uygulanmayacağı haller belirlenmektedir. Böylelikle, bazı suçlar için istisna getirilmek suretiyle, toplum nezdinde belirli hassasiyet oluşturan suçlar bakımından özel infaz usullerinin uygulanmaması sağlanmaktadır. Ayrıca, maddeye yeni eklenen onuncu fıkrayla, özel infaz usullerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile özel infaz usullerinin kapsamı genişletilmekte ve geceleyin infaz ile hafta sonu infaz bakımından geçerli altı aylık sınır, kasten işlenen suçlarda bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise üç yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca, konutta infaz usulünün kapsamı genişletilmekte ve çocuk hükümlüler de bu kapsama alınmaktadır. Doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan ya da adli’ para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilecektir. Özel infaz usullerine karar verme yetkisi infaz hakimine verilmektedir. Bu infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinde ise bu usulün uygulanmasına infaz hakimi tarafından son verilecektir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 51. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Madde 116/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Tutukluların yükümlülükleri

Madde 116- (1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi, kuruma alınma ve kayıt işlemleri, hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi, cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına ve sağlığın korunması kurallarına uyma, bina ve eşyaların korunması, kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi, oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar, arama, disiplin cezalarının niteliği ve uygulanma koşulları, kınama, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma, hücreye koyma, çocuk hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin tedbirleri ve cezaları, disiplin soruşturması, disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması, yönetim tarafından alınabilecek tedbirler, zorlayıcı araçların kullanılması, ödüllendirme, şikâyet ve itiraz, nakiller, disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil, nakillerde alınacak tedbirler, avukat ve noterle görüşme hakkı, kültür ve sanat etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü, kütüphaneden yararlanma, süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı, telefonla haberleşme hakkı, radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı, bu Kanunda sayılan günlerde dışarıdan gönderilen hediyeyi kabul etme hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, muayene ve tedavi istekleri, hükümlülerin beslenmesi, iyileştirme programlarının belirlenmesi, hükümlülerin sayısı ve uygulanacak güvenlik tedbirleri, eğitim programları, öğretimden yararlanma, muayene ve tedavileri, sağlık denetimi, hastaneye sevk, infazı engelleyecek hastalık hâli, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmeleri, ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir

(…)

(3) Ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunduğunun sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi durumunda tutukluya, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayı ile dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında, bunlardan her biri için bir defaya mahsus olmak üzere hasta ziyareti amacıyla bir güne kadar izin verilebilir. (…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Tutukluların yükümlülükleri

Madde 116- (1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi, kuruma alınma ve kayıt işlemleri, hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi, cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına ve sağlığın korunması kurallarına uyma, bina ve eşyaların korunması, kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi, oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar, arama, disiplin cezalarının niteliği ve uygulanma koşulları, kınama, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma, hücreye koyma, çocuk hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin tedbirleri ve cezaları, disiplin soruşturması, disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması, yönetim tarafından alınabilecek tedbirler, zorlayıcı araçların kullanılması, ödüllendirme, şikâyet ve itiraz, nakiller, disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil, nakillerde alınacak tedbirler, avukat ve noterle görüşme hakkı, kültür ve sanat etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü, kütüphaneden yararlanma, süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı, telefonla haberleşme hakkı, radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı, bu Kanunda sayılan günlerde dışarıdan gönderilen hediyeyi kabul etme hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, muayene ve tedavi istekleri, hükümlülerin beslenmesi, iyileştirme programlarının belirlenmesi, hükümlülerin sayısı ve uygulanacak güvenlik tedbirleri, eğitim programları, öğretimden yararlanma, muayene ve tedavileri, sağlık denetimi, hastaneye sevk, infazı engelleyecek hastalık hâli, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmeleri, ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 65 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir

(…)

(3) Ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunduğunun sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi durumunda tutukluya, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayı ile dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında, bunlardan her biri için asgari bir ay arayla toplam iki defaya mahsus olmak üzere hasta ziyareti amacıyla bir güne kadar izin verilebilir.

(…)

 

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, hükümlünün bakıma muhtaç çocuklarının barındırılmasına ilişkin hükümleri içeren 65 inci maddesinin tutuklular bakımından da uygulanabilmesine imkan tanınmaktadır. Böylelikle, 65 inci maddenin tutukluluk haliyle uzlaşır nitelikte olan hükümleri, tutuklular hakkında da uygulanabilecek ve dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan sıfır-altı yaş grubundaki çocuklar, tutuklu analarının yanında barınabilecektir. Maddenin üçüncü fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, tutuklulara hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izin hakkı, ikiye çıkarılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan sıfır-altı yaş grubundaki çocuklar, hükümlü annelerin yanında kalabildikleri gibi, tutuklu analarının yanında da barınabilecektir. Maddenin üçüncü fıkrasında değişiklik yapmak suretiyle, tutuklulara hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izin hakkı, ikiye çıkarılmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 52. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Geçici Madde 6

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Geçici Madde 6 –  (1) 1/7/2016 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82), üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104, 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere, bu Kanunun;

a)   105/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıl”lık süre “iki yıl”,

 

b)   107 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “üçte iki”lik oran “yarısı”, olarak uygulanır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 6- (1) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81 , 82 ve 83), üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları , neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (madde 87, fıkra iki, bent d), işkence suçu (madde 94 ve 95), eziyet suçu (madde 96), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci , Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere, bu maddede değişiklik yapan Kanunla değiştirilen 105/ A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıl”lık süre, “üç yıl” olarak uygulanır.

(2) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81 , 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci , Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere;

a)   Sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında bu maddede değişiklik yapan Kanunla değiştirilen 105/ A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “iki yıl”lık süre, “dört yıl” olarak uygulanır.

b)   Maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken süreler, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilir. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hali, Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca veya Adlı Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla belgelendirilir.

(3)   Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, iyi halli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkında da uygulanır.

(4)   105/A maddesinin altıncı ve yedinci fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, bu madde uyarınca hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma başlatılması halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hakimi tarafından karar verilir.

(5) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, üç gün; onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesi değiştirilmektedir. Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, 1 Temmuz 2016 tarihinden önce işlenen bazı suçlar bakımından 17/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK ile kabul edilen denetimli serbestlik uygulamasının tarihi 30/3/2020 tarihine getirilmek ve denetimli serbestlik süresi üç yıla çıkarılmak suretiyle kapsam genişletilmektedir. Ayrıca, istisna tutulan suçlar arasına bazı yeni suçlar eklenmektedir. Teklifle, 107 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan üçte ikilik oran yarıya indirildiğinden, düzenleme yapılırken fıkranın aynı mahiyetteki mevcut (b) bendi, tereddüde neden olmamak amacıyla madde metnine alınmamıştır. Kapsamda olan suçlardan hükümlü olanlar, tabi oldukları koşullu salıverilme oranları üzerinden üç yıllık denetimli serbestlik tedbirinden yararlanacaktır. Maddenin mevcut düzenlemesi ile Teklifle değiştirilen hali mukayese edildiğinde yeni düzenlemenin denetimli serbestlik süresi bakımından lehe olması sebebiyle kapsamda olan suçlar bakımından sadece üç yıllık denetimli serbestlik süresinin uygulanması gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki, 105/ A maddesinin değişiklikten sonraki metninde denetimli serbestlik süresine ilişkin “bir yıl” ibaresi bulunmayacaktır. Ancak, suç tarihi esas alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında, koşulları bulunduğu takdirde 105/ A maddesi tüm suçlar bakımından uygulanabilecektir. Dolayısıyla, her ne kadar madde metninde bir yıllık denetimli serbestlik süresine ilişkin bir ibare bulunmasa da lehe uygulama yapılmasına ilişkin bu

 

maddeyle düzenlenen hüküm nedeniyle, 105/ A maddesinin yeni metninde bulunmayan fakat maddenin bu Kanunla değişiklik yapılmadan önceki halinde yer alan bir yıllık süreye atıf yapmak suretiyle denetimli serbestlik süresinin üç yıl olarak uygulanması sağlanmaktadır. Bu husus geçici 6 ncı maddede yer alan “bu maddede değişiklik yapan Kanunla değiştirilen 105/ A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıl”lık süre, “üç yıl” olarak” ifadesiyle açıkça belirtilmiştir. Benzer durum ikinci fıkrada yer alan ” iki yıl”lık süre içinde geçerlidir. Maddenin ikinci fıkrasıyla, 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81 , 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci , Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkum olanlar hariç tutularak; 105/ A maddesinin üçüncü fıkrasında bu Kanunla yapılan değişiklik öncesinde sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlülere uygulanan “iki yıl”lık denetimli serbestlik süresinin, yine sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler bakımından “dört yıl” olarak uygulanması sağlanmaktadır. Ayrıca, fıkra kapsamında olan hükümlülerden, maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş olanların, koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/ A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilmesi imkanı getirilmektedir. Belirtilmelidir ki, ağır hastalık, engellilik veya kocama hali, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla belgelendirilebileceği gibi Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca da tespit edilebilecektir. Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, birinci ve ikinci fıkra hükümleri, iyi halli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkında da uygulanabilecektir. Maddenin dördüncü fıkrasıyla, bu madde uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra hükümlü hakkında, işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma başlatılması halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebileceği düzenlenmektedir. Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam edilecektir. Maddenin beşinci fıkrasıyla, 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün üç gün; onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün ise iki gün olarak dikkate alınacağı hükme bağlanmaktadır. Düzenlemeyle, koşullu salıverilme süresinin hesaplanması bakımından yetişkinlere nazaran çocuk hükümlülere ayrıcalık tanınmaktadır.

 

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile 1 Temmuz 2016 tarihinden önce işlenen bazı suçlar bakımından 17/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK ile kabul edilen denetimli serbestlik uygulamasının tarihi 30/3/2020 tarihine getirilmek ve denetimli serbestlik süresi üç yıla çıkarılmak suretiyle kapsam genişletilmektedir. Ayrıca, istisna tutulan suçlar arasına bazı yeni suçlar eklenmektedir. Maddenin ikinci fıkrasıyla, 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, 105/ A maddesinin üçüncü fıkrasında bu Kanunla yapılan değişiklik öncesinde sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlülere uygulanan iki yıllık denetimli serbestlik süresinin, yine sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler bakımından “dört yıl” olarak uygulanması sağlanmaktadır. fıkra kapsamında olan hükümlülerden, maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş olanların, koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/ A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilmesi imkanı getirilmektedir. Maddenin dördüncü fıkrasıyla, bu madde uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra hükümlü hakkında, işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma başlatılması halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebileceği düzenlenmektedir. Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam edilecektir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 53. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 9- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar nedeniyle verilen mahkumiyet kararları bakımından 105/ A maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak, bu maddeyi ihdas eden Kanunla söz konusu maddede yapılan değişiklikten önceki ve sonraki hükümler bir bütün olarak ayrı ayrı değerlendirilir ve hükümlünün lehine olan düzenleme uygulanır. 105/ A maddesinin değişiklikten önceki hükümleri değerlendirilirken, birinci fıkrasının (a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre infaz edilmesine ilişkin şart uygulanmaz.

(2)   Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 89 uncu maddede yapılan değişiklikler, 1/9/2020 tarihinden itibaren uygulanır.

(3)   105/A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan beş günlük süre, 1/9/2020 tarihine kadar yirmibeş gün olarak uygulanır.

(4)   5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104, 105 ve 188 inci maddelerinde düzenlenen suçlardan 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28/6/2014 tarihinden önce işlenmiş olanlar

için verilen süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.

(5) Covid-19 salgın hastalığının Ülkemizde görülmüş olması sebebiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, 105/ A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlüler ve 106 ncı madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlüler, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılır. Salgının devam etmesi halinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere iki kez uzatılabilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanuna eklenen geçici 9 uncu maddenin birinci fıkrasıyla, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlarda, denetimli serbestliğe ilişkin 105/A maddesinin bu Kanunla değiştirilen hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak geçiş hükmü sağlayan bir düzenleme yapılmaktadır. Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, Teklifle yeniden belirlenen koşullu salıverilme hükümleri bakımından lehe olan oranlar uygulanacaktır. Denetimli serbestlik altında cezaların infazına ilişkin 105/ A maddesinde yapılan yeni düzenlemelerin ise infaz rejimine ilişkin olduğu, bu nedenle derhal uygulanması gerektiği yönünde görüşler bulunduğu gibi koşullu salıverilme olarak kabul edilmesi ve lehe uygulama yapılması gerektiği yönünde görüşler de bulunmaktadır. Teklifle 105/A maddesinde yapılan yeni düzenlemeler, belirli bir miktara kadar olan cezalar bakımından aleyhe sonuçlar doğurmakta olup, maddenin mevcut düzenlemesi, bu cezalar bakımından çok daha lehe hükümler içermektedir. Bu nedenle, uygulama birliğini sağlamak amacıyla denetimli serbestlik süresi ve koşulları bakımından geçici bir düzenleme yapmak suretiyle, l 05/ A maddesinin mevcut düzenlemesinin lehe hükümlerinin bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlarda uygulanabilmesine imkan sağlanmaktadır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlarda, 105/ A maddesinin lehe hükmünün belirlenmesine ilişkin izlenecek yöntem bu maddede düzenlenmektedir. Bu Kanun ile söz konusu maddede yapılan değişiklikten önceki ve sonraki hükümler bir bütün olarak ayrı ayrı değerlendirilecek, hükümlünün lehine olan düzenleme tespit edilecek ve uygulanacaktır. Söz konusu değerlendirme yapılırken 105/ A maddesinin mevcut hükmüyle birlikte Kanunun geçici 4 üncü ve geçici 6 ncı maddesinin de dikkate alınması gerekmektedir. Geçici 4 üncü maddenin uygulaması bakımından tarih sınırlaması bulunduğundan, bu tarihten (31/12/2020) sonra infaz edilecek kararlar için de 105/ A maddesinin değişiklikten önceki mevcut hükmüne göre açık ceza infaz kurumunda kesintisiz altı ay bulunma koşulunun aranmaması bakımından, 105/ A maddesinin mevcut hükümleri değerlendirilirken, birinci fıkrasının (a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre infaz edilmesine ilişkin şartın uygulanmayacağına başka bir ifadeyle dikkate alınmayacağına ilişkin hüküm, bu maddede açıkça düzenlenmektedir. Değişiklik sonrası hükümlerin lehe olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından ise sadece 105/ A maddesinde düzenlenen yeni hükümler dikkate alınacaktır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra işlenen suçlarda ise sadece 105/ A maddesinin yeni düzenlemeleri uygulanacaktır. Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kanunun 89 uncu maddesinde yapılan değişikliklerin uygulanacağı tarih, 1/9/2020 olarak belirlenmektedir. Bu tarihe kadar 89 uncu maddenin değişiklikten önceki hükümleri uygulanmaya devam edecektir. Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 105/ A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etme süresi, Ülkemizde de etkisini gösteren salgın hastalık (Covid-19) nedeniyle 1/9/2020 tarihine kadar yirmibeş gün olarak uygulanacaktır. Maddenin dördüncü fıkrasıyla, 6545 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki duruma ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesi, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası ve 18 8 inci maddesinde düzenlenen suçlardan hapis cezasına mahkum olanların koşullu salıverilme oranlarının, 28/6/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanundan önce üçte iki olduğu ve Teklifle 107 nci maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle de üçte iki oranının yarıya ineceği gözetildiğinde, anılan suçların 6545 sayılı Kanundan önce işlendiği durumlardaki koşullu salıverilme oranı da yarıya ineceğinden, geçici düzenlemeyle bu suçlar yönünden mevcut üçte ikilik koşullu salıverilme oranı korunmaktadır. Uygulamada tereddüt yaşanmaması için cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen tüm suçlar geçici madde kapsamına alınmaktadır. Maddenin beşinci fıkrasıyla, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlülerin, 105/ A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlülerin ve 106 ncı madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlülerin, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılması ve salgının devam etmesi halinde

 

bu sürenin, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere iki kez uzatılabilmesi imkanı getirilmektedir. Covid-19 hastalığı , Dünya Sağlık Örgütü taratindan 11 /3/2020 tarihinde pandemi olarak ilan edilmiş ve bu hastalık Ülkemizde de görülmeye başlanmıştır. Salgının yayılmasını önlemenin en etkili yolunun, insanların birbirleriyle olan temasının asgariye indirilmesi olması nedeniyle, salgının yayılmasının en aza indirilmesi ve kişilerin sağlığının korunması amacıyla birçok idari tedbir alınmıştır. Düzenlemeyle, ceza infaz kurumlarına ve denetimli serbestlik müdürlüklerine yönelik olarak salgın hastalıktan korunmaya yönelik tedbir alınmaktadır. Belirtilmelidir ki, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere farklı sürelerle uzatma kararları verilebilecektir. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte bu süreler içinde, açık ceza infaz kurumlarına ayrılanlar veya açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya hak kazananlar ile denetimli serbestlikten yararlanan hükümlüler de düzenlemeden istifade edebileceklerdir. Diğer yandan, bu fıkra uyarınca izinli sayılmalarına karar verilen hükümlülerin, 95 inci madde veya diğer mevzuat kapsamında sahip bulundukları özel izin hakkı mahfuz kalacak olup, bu hak bakımından herhangi bir kayıp söz konusu olmayacaktır.

 

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar nedeniyle verilen mahkumiyet kararları bakımından 105/ A maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak, bu maddeyi ihdas eden Kanunla söz konusu maddede yapılan değişiklikten önceki ve sonraki hükümler bir bütün olarak ayrı ayrı değerlendirileceği ve hükümlünün lehine olan düzenlemenin uygulanacağı belirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasıyla, Kanunun 89 uncu maddesinde yapılan değişikliklerin uygulanacağı tarih, 1/9/2020 olarak belirlenmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 105/ A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etme süresi, Ülkemizde de etkisini gösteren salgın hastalık (Covid-19) nedeniyle 1/9/2020 tarihine kadar yirmibeş gün olarak uygulanacaktır. Maddenin dördüncü fıkrasıyla, 6545 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki duruma ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesi, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası ve 18 8 inci maddesinde düzenlenen suçlardan hapis cezasına mahkum olanların koşullu salıverilme oranlarının, 28/6/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanundan önce üçte iki olduğu ve Teklifle 107 nci maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle de üçte iki oranının yarıya ineceği gözetildiğinde, anılan suçların 6545 sayılı Kanundan önce işlendiği durumlardaki koşullu salıverilme oranı da yarıya ineceğinden, geçici düzenlemeyle bu suçlar yönünden mevcut üçte ikilik koşullu salıverilme oranı korunmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 54. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 10- (1) 30 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında çalıştırılmasına ilişkin düzenleme, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl sonra uygulanır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5275 sayılı Kanuna yeni bir geçici madde eklemek suretiyle, bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 30 uncu maddede yapılan açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin kamu kurum

ve kuruluşlarının iş alanlarında çalıştırılmasına ilişkin düzenlemenin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl sonra uygulanması amaçlanmaktadır. Bu süre içinde yönetmeliğin çıkarılması

, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile ön görüşmeler yapılarak protokollerin hazırlanması hedeflenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 30 uncu maddede yapılan açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında çalıştırılmasına ilişkin düzenlemenin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl sonra uygulanması amaçlanmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 55. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu – Madde 20

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Adlî kontrol

Madde 20- (1) Suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma evrelerinde adlî kontrol tedbiri olarak Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinde sayılanlar ile aşağıdaki tedbirlerden bir ya da birkaçına karar verilebilir:

a) Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak.

b)   Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek.

c)   Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak.

(2) Ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Adlî kontrol

Madde 20- (1) Suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma evrelerinde adlî kontrol tedbiri olarak Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinde sayılanlar ile aşağıdaki tedbirlerden bir ya da birkaçına karar verilebilir:

a) Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak.

b)   Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek.

c)   Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak.

(2)   Ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebilir.

(3)   Denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından takip edilen çocuk için adli kontrol süresince rehberlik edecek bir uzman görevlendirilir ve çocuk hakkında yapılacak ihtiyaç değerlendirmesine göre iyileştirme çalışmaları yürütülür.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Çocuk Koruma Kanununun 20 nci maddesine fıkra eklemek suretiyle, çocukların adli kontrol sürecinde daha iyi takip edilebilmeleri ve haklarında yapılacak iyileştirme çalışmalarının daha verimli hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından takip edilen çocuklar bakımından adli kontrol süresince rehberlik etmesi için bir uzman görevlendirilecek ve çocuk hakkında yapılacak ihtiyaç değerlendirmesine göre iyileştirme çalışmaları yürütülecektir. Böylelikle, suça sürüklenen çocukların yeniden suç işlemeleri engellenecek, eğitim ve öğretim hayatına devam etmeleri, aile ve sosyal hayatla bütünleşmeleri desteklenecek ve topluma faydalı bireyler olmaları sağlanacaktır.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile çocuk hükümlüler ile ilgili olarak adli kontrol sürecinde çocuklara rehberlik edecek bir uzman görevlendirilmesi düzenlenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 56. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu – Madde 12

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Soruşturma evresindeki görevler

Madde 12 – (1) Müdürlüğün soruşturma evresindeki görevleri şunlardır:

a)   5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesine göre adlî kontrol altına alınan şüphelilerle ilgili olarak, kararda belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin çalışmaları

yürütmek.

b)   Cumhuriyet başsavcılığınca gerekli görüldüğünde, şüpheli hakkında sosyal araştırma raporu düzenleyip sunmak. c) (Mülga:17/10/2019-7188/37 md.)

d) İstek hâlinde şüpheliye psiko-sosyal danışmanlık yapmak.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Soruşturma evresindeki görevler

Madde 12 – (1) Müdürlüğün soruşturma evresindeki görevleri şunlardır:

a)   5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b), (c), (e), G), (k) ve (l) bentleri ile 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 20 nci

maddesinin birinci fıkrasının ( a ), (b) ve ( c) bentlerine göre adlî kontrol altına alınan şüphelilerle ilgili olarak, kararda belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin çalışmaları yürütmek.

b)   Cumhuriyet başsavcılığınca gerekli görüldüğünde, şüpheli hakkında sosyal araştırma raporu düzenleyip sunmak. c) (Mülga:17/10/2019-7188/37 md.)

d) İstek hâlinde şüpheliye psiko-sosyal danışmanlık yapmak.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, denetimli serbestlik müdürlüğünün soruşturma evresindeki görevlerinin düzenlendiği Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununun 12 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Maddenin mevcut haline göre denetimli serbestlik müdürlüğü soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesi kapsamında adlı kontrol altına alınan şüphelilerle ilgili olarak, kararda belirtilen tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin çalışmaları yürütmekle görevlendirilmiştir. Yapılan değişiklikle, adli kontrole ilişkin bazı tedbirleri takip etme görevi, denetimli serbestlik müdürlüğünün görev alanından çıkarılmaktadır. Denetimli serbestlik müdürlüğünün sadece ilgili birimlere kararı iletmek şeklinde fonksiyon icra ettiği bazı adli kontrol tedbirlerinin, denetimli serbestlik müdürlüğünün görev alanından çıkarılmasıyla birlikte daha fazla uzmanlık gerektiren diğer adli kontrol tedbirlerine zaman ve emek ayrılması, şüphelilerin daha iyi takibinin yapılması ve adlı kontrol tedbirlerinden beklenen azami faydanın sağlanması amaçlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, adli kontrole ilişkin bazı tedbirleri takip etme görevi, denetimli serbestlik müdürlüğünün görev alanından çıkarılmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 57. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu – Madde 13

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Kovuşturma evresindeki görevler

Madde 13 – (1) Müdürlüğün kovuşturma evresindeki görevleri şunlardır:

a)   5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesine göre adlî kontrol altındaki sanıklarla ilgili olarak, kararda belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin çalışmaları

yürütmek.

b)   Karar öncesinde mahkeme veya hâkimin isteği üzerine; sanığın geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal ve ekonomik durumu, ruhsal ve psikolojik durumu, topluma ve mağdura karşı taşıdığı risk hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.

c) (Mülga:17/10/2019-7188/37 md.)

d) İstek hâlinde sanığa psiko-sosyal danışmanlık yapmak.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Kovuşturma evresindeki görevler

Madde 13 – (1) Müdürlüğün kovuşturma evresindeki görevleri şunlardır:

a)   5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b ), ( c ), ( e ), (j), (k) ve (l) bentleri ile Çocuk Koruma Kanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b)

ve (c) bentlerine göre adlî kontrol altındaki sanıklarla ilgili olarak, kararda belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin çalışmaları yürütmek.

b)   Karar öncesinde mahkeme veya hâkimin isteği üzerine; sanığın geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal ve ekonomik durumu, ruhsal ve psikolojik durumu, topluma ve mağdura karşı taşıdığı risk hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.

c) (Mülga:17/10/2019-7188/37 md.)

d) İstek hâlinde sanığa psiko-sosyal danışmanlık yapmak.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununun 12 nci maddesinde yapılan değişikliğe uyum sağlamak amacıyla denetimli serbestlik müdürlüğünün kovuşturma evresindeki görevlerinin düzenlendiği Kanunun 13 üncü maddesinde de değişiklik yapılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, adli kontrole ilişkin bazı tedbirleri takip etme görevi, denetimli serbestlik müdürlüğünün görev alanından çıkarılmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 58. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu – Madde 14/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Kovuşturma evresinden sonraki görevler

Madde 14 – (1) Müdürlüğün kovuşturma evresinden sonraki görevleri şunlardır:

a)   Haklarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının;

1)  (c) bendinde belirtilen bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme,

2) (d) bendinde belirtilen belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma,

3)  (e) bendinde belirtilen ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma,

4)  (f) bendinde ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105 inci maddesinde belirtilen kamuya yararlı bir işte çalışma ile ilgili işlemleri yapma, Biçiminde seçenek

yaptırımların gerektiğinde kolluk ve ilgili diğer makamlarla işbirliği içinde kanunda belirtilen usûl ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak.

(…)

c) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince belli bir hak veya yetkinin kullanılmasının yasaklanması ve altıncı fıkrası gereğince meslek veya sanatın icrasının yasaklanması ya da sürücü belgesinin geri alınması kararı verilenlerin denetim sürelerini, kanunda belirtilen usûl ve esaslara uygun olarak geçirmelerini, güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesini gerektiğinde kolluk ve ilgili diğer makamlarla işbirliği içinde sağlamak.

(…)

e) (a), (b), (c) ve (d) bentlerindeki tedbirlerin uygulanması süresince hükümlüleri izlemek, denetlemek ve yönlendirmek, hükümlülerin psiko-sosyal sorunlarını çözmek ve bunlara yardımda bulunmak, izleme ve denetleme sonucunu ve yükümlülüğe uymayanları ya da suç işleyenleri mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek.

(…)

h) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 110 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında düzenlenen hapis cezasının konutta infaz edilmesi sırasında hükümlünün psiko-sosyal sorunlarının çözümüne yardımda bulunmak, bu konuda rapor düzenlemek, hükümlünün infazın gereklerine uymadığının belirlenmesi durumunda Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Kovuşturma evresinden sonraki görevler

Madde 14 – (1) Müdürlüğün kovuşturma evresinden sonraki görevleri şunlardır:

a)   Haklarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının;

1)  (c) bendinde belirtilen bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme,

2)  (d) bendinde belirtilen belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma,

3)  (Yürürlükten kaldırıldı)

4) (f) bendinde ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105 inci maddesinde belirtilen kamuya yararlı bir işte çalışma ile ilgili işlemleri yapma, Biçiminde seçenek

yaptırımların gerektiğinde kolluk ve ilgili diğer makamlarla işbirliği içinde kanunda belirtilen usûl ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak.

(…)

c) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince belli bir hak veya yetkinin kullanılmasının yasaklanması kararı verilenlerin denetim sürelerini, kanunda belirtilen usûl ve esaslara uygun olarak geçirmelerini, güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesini gerektiğinde kolluk ve ilgili diğer makamlarla işbirliği içinde sağlamak.

(…)

e) (a), (b), (c) ve (d) bentlerindeki tedbirlerin uygulanması süresince hükümlüleri izlemek, denetlemek ve yönlendirmek, hükümlülerin psiko-sosyal sorunlarını çözmek ve bunlara yardımda

bulunmak, izleme ve denetleme sonucunu ve yükümlülüğe uymayanları ya da suç işleyenleri mahkeme, infaz hakimi, veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek.

(…)

h) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 110 uncu maddesinin ikinci ,üçüncü ve dördüncü fıkralarında düzenlenen hapis cezasının konutta infaz edilmesi sırasında hükümlünün psiko-sosyal sorunlarının çözümüne yardımda bulunmak, bu konuda rapor düzenlemek, hükümlünün infazın gereklerine uymadığının belirlenmesi durumunda Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek.

(…)

 

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununun 12 ve 13 üncü maddesinde yapılan değişikliklere uyum sağlamak amacıyla denetimli serbestlik müdürlüğünün kovuşturma evresinden sonraki görevlerinin düzenlendiği Kanunun 14 üncü maddesinde yer alan bazı hükümler yürürlükten kaldırılmaktadır. Ayrıca, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (h) bentlerinde düzenleme yapılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, denetimli serbestlik müdürlüğünün görev alanında yapılan diğer değişikliklere uyum sağlamak amacıyla bazı madde hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 59. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu – Madde 15/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Salıverme sonrası görevler

Madde 15 – (1) Müdürlüğün salıverme sonrası görevleri şunlardır:

a)   5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin;

1)  Yedinci fıkrasında düzenlenen denetim süresinde hükümlünün kamu kuruluşunda veya bir başkasının gözetiminde ücretle çalıştırılması,

2)  Sekizinci fıkrasında düzenlenen çocuk hükümlülerin, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna yerleştirilmesi,

3)  Dokuzuncu fıkrasında düzenlenen uzman bir kişinin görevlendirilmesi ve hükümlünün davranışlarının izlenerek hâkime rapor verilmesi,

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Salıverme sonrası görevler

Madde 15 – (1) Müdürlüğün salıverme sonrası görevleri şunlardır:

a)   5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin;

1)  Yedinci fıkrasında düzenlenen denetim süresinde hükümlünün kamu kuruluşunda veya bir başkasının gözetiminde ücretle çalıştırılması,

2) Sekizinci fıkrasında düzenlenen çocuk hükümlülerin, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna yerleştirilmesi,

3) Dokuzuncu fıkrasında düzenlenen uzman bir kişinin görevlendirilmesi ve hükümlünün davranışlarının izlenerek infaz hakimine rapor verilmesi,

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 4675 sayılı Kanunda yapılması öngörülen değişikliklere uyum sağlamak amacıyla Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununun 15 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, infaz hakimliği ile ilgili yapılan diğer değişikliklere uyum sağlamak amaçlanmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 60. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu – Madde 15A/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Elektronik cihazların kullanılması suretiyle takip

Madde 15/A – (1) Şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yerine getirilebilir.

(2) İzleme, gözetim ve denetime ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Elektronik cihazların kullanılması suretiyle takip

Madde 15/A – (1) Şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yerine getirilebilir. Bu izleme, rızası alınmak koşuluyla hükümlüye ait elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle de yapılabilir.

(2) İzleme, gözetim ve denetime ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5402 sayılı Kanunun 15/A maddesinin birinci fıkrasına hüküm eklemek suretiyle, teknolojideki gelişmeler doğrultusunda, hükümlünün rızası alınmak kaydıyla, kendisine ait elektronik cihazlar üzerinden takibinin yapılabilmesine imkan sağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, hükümlünün rızasının alınması kaydıyla yapılacak takibin hükümlüye ait cihazlarla yapılabilmesinin önü açılmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 61. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu – Madde 26

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Malî hükümler

Madde 26 – (1) Denetimli serbestlik ve yardım ile koruma hizmetlerini yürütmek üzere bu Kanun ile oluşturulan taşra teşkilâtında görevli Devlet memurları; hizmet sınıfı, unvan ve derecelerine

göre ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde görev yapan emsallerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan yararlanırlar.

(2)   Danışma Kurulunun toplantılarına katılan üyelere 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre harcırah ödenir.

(3)   Denetimli serbestlik ve yardım ile koruma hizmetleri için Bakanlık bütçesine yeterli ödenek konulur. Bu hizmetlerde çalışan gönüllülere, talepleri üzerine fiilen çalıştıkları her gün için ulaşım ve iaşe giderleri karşılığı olarak yapılacak günlük ödeme tutarı ve tüm gönüllülere ödeme yapılabilecek yıllık toplam gün sayısı bütçe kanunlarıyla belirlenir. Bu ödemelerden herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Malî hükümler

Madde 26 – (1) Denetimli serbestlik ve yardım ile koruma hizmetlerini yürütmek üzere bu Kanun ile oluşturulan taşra teşkilâtında görevli Devlet memurları; hizmet sınıfı, unvan ve derecelerine

göre ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde görev yapan emsallerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan yararlanırlar.

(2)   Danışma Kurulunun toplantılarına katılan üyelere 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre harcırah ödenir.

(3)   Denetimli serbestlik ve yardım ile koruma hizmetleri için Bakanlık bütçesine yeterli ödenek konulur. Bu hizmetlerde çalışan gönüllülere, talepleri üzerine fiilen çalıştıkları her gün için ulaşım ve iaşe giderleri karşılığı olarak yapılacak günlük ödeme tutarı ve tüm gönüllülere ödeme yapılabilecek yıllık toplam gün sayısı bütçe kanunlarıyla belirlenir. Bu ödemelerden herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.

(4) Denetimli serbestlik tedbiri altında bulunan ve denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından muhtaç durumda olduğu tespit edilen yükümlülerin, kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılma yükümlülüğünü yerine getirirken mutad vasıta ile yaptıkları yol giderleri müdürlük bütçesinden, iaşe giderleri ise çalıştırıldıkları kurum bütçesinden karşılanabilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununun 26 ncı maddesine yeni bir fıkra eklenmektedir. Buna göre, denetimli serbestlik altında bulunan ve denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından muhtaç durumda olduğu tespit edilen kişilerin kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılma yükümlülüklerini yerine getirirken mutad vasıta ile yaptıkları yol giderleri ile iaşe giderlerinin karşılanması imkanı sağlanmaktadır. Düzenlemeyle, sosyal devlet ilkesi ile uyumlu olarak kapsam dahilinde bulunan kişilerin maddi imkansızlık nedeniyle yükümlülüğünü ihlal etmesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, denetimli serbestlik altında bulunan ve denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından muhtaç durumda olduğu tespit edilen kişilerin kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılma yükümlülüklerini yerine getirirken mutad vasıta ile yaptıkları yol giderleri ile iaşe giderlerinin karşılanması imkanı sağlanmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu– Madde 3/22

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Kaçakçılık suçları (1)(2)

MADDE 3 -(1) Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.

(2) Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(…)

(21)   Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır.

(22)   Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Kaçakçılık suçları (1)(2)

MADDE 3 -(1) Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.

(2) Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(…)

(21)   Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır.

(22)   Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır. Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına hüküm eklenmektedir. Söz konusu fıkranın mevcut düzenlemesinde, eşyanın değerinin fahiş olması cezanın artırım nedeni olarak kabul edilmesine rağmen, değerin hafif veya pek hafif olması, indirim nedeni olarak öngörülmemiştir. Düzenlemeyle, ceza adaletine katkı sağlaması amacıyla suça konu eşyanın değerinin hafif veya pek hafif olması halinde cezalardan indirim yapılabilmesine imkan tanınmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, maddede tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin az olduğu hallerde sanık hakkında uygulanacak indirim oranı belirlenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 63. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu– Madde 5

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Etkin pişmanlık

MADDE 5 – (1) 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birine iştirak etmiş olan kişi; resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin, faillerin yakalanmasını veya kaçak eşyanın ele geçirilmesini sağlaması halinde cezalandırılmaz. Haber alındıktan sonra fiilin bütünüyle ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden kişiye verilecek ceza üçte iki oranında indirilir.

(2) Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde, hakkında, bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Etkin pişmanlık

MADDE 5 – (1) 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birine iştirak etmiş olan kişi; resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin, faillerin yakalanmasını veya kaçak eşyanın ele geçirilmesini sağlaması halinde cezalandırılmaz. Haber alındıktan sonra fiilin bütünüyle ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden kişiye verilecek ceza üçte iki oranında indirilir.

(2) Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi , etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet

Hazinesine;

a)   Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,

b)   Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında, indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması halinde kovuşturma evresinde hakim tarafından sanığa ihtar yapılır.

(3) İkinci fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz.

Değişiklik gerekçesi:

 

Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında, etkin pişmanlığın yalnızca soruşturma evresinde uygulanabileceği düzenlenmiş, kovuşturma evresi için etkin pişmanlık öngörülmemiştir. Etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlendiği maddelerde, genel olarak hem soruşturma hem de kovuşturma evresinde bu hükümlerin uygulanabilmesine imkan tanındığı görülmektedir. Düzenlemeyle, Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda düzenlenen suçlar bakımından kovuşturma evresinde de etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesine imkan sağlanmaktadır. Fıkraya eklenen hüküm uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilmesi gerekmektedir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması halinde ise kovuşturma evresinde hakim tarafından sanığa ihtar yapılması gerekmektedir. Cumhuriyet savcısı usulüne uygun olarak ihtar yapmış ise hakimin yeniden ihtar yapmasına gerek yoktur.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda düzenlenen suçlar bakımından kovuşturma evresinde de etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesine imkan sağlanmaktadır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 64. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 12- (1) Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeden faydalanabilir.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar, gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa eklenen geçici 12 nci maddeyle, Teklifle, Kanunun 3 üncü ve 5 inci maddesinde yapılan değişikliklere ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmektedir.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, ilgili kanunda yapılan değişikliklerden, mevcut hükümlülerin hangi şartlarda yararlanabileceği ve Temyiz aşamasında olan dosyaların değişikliklerin uygulanması için usule uygun olarak ilk derece mahkemesine gönderilmesi düzenlenmiştir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 65. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu – Madde 114

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Görevleri:

Madde 114 – Adalet komisyonlarının görevleri şunlardır:

a)  Atamaları doğrudan Bakanlıkça yapılanlar dışındaki adlî ve idarî yargı ile ceza infaz kurumları ve tutukevleri personelinin;

1)  İlk defa Devlet memurluğuna atanacaklardan merkezî sınavda başarılı olanların ilgili yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınavlarını yapmak, hukuk fakültesi ve adalet meslek yüksek okulu mezunlarına öncelik tanımak kaydıyla başarılı olanların atanmalarını teklif etmek.

2)  Aslî Devlet memurluğuna atanmaları, sicil ve disiplin işlemleri, görevden uzaklaştırılmaları, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlemlerini bu Kanun ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili mevzuat hükümlerine

göre yerine getirmek.

3)  Naklen veya hizmet gereği atamasını, ilgili mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısının görüşünü alarak, yetki alanı içerisinde yapmak.

4)  Geçici olarak görevlendirmesini, yetki alanı içerisinde altı ayı geçmemek üzere yapmak.

b) Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek. İlk defa Devlet memurluğuna atanması teklif edilen personelin atanmaları Bakanlık onayı ile tamamlanır. Bu personelin atanması, eğitilmesi ile ilgili usûl ve esaslar yönetmelikte gösterilir. Bu madde kapsamındaki personeli, ilgili adalet komisyonunun muvafakati, teklifi veya hizmetin gereği olarak başka bir adalet komisyonunun yetki alanına naklen atama veya geçici olarak görevlendirme yetkisi Adalet Bakanlığına aittir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Görevleri:

Madde 114 – Adalet komisyonlarının görevleri şunlardır:

a)   Atamaları doğrudan Bakanlıkça yapılanlar dışındaki adlî ve idarî yargı ile ceza infaz kurumları ve tutukevleri personelinin;

1)   İlk defa Devlet memurluğuna atanacaklardan merkezî sınavda başarılı olanların ilgili yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınavlarını yapmak, hukuk fakültesi, adalet meslek yüksek okulu veya meslek yüksekokullarının adalet veya ceza infaz ve güvenlik hizmetleri programı, lise veya meslek liselerinin adalet alanı ve ilgili mevzuat uyarınca bunlara denkliği kabul edilen program veya alan mezunlarına öncelik tanımak kaydıyla başarılı olanların atanmalarını teklif etmek.

2)   Aslî Devlet memurluğuna atanmaları, sicil ve disiplin işlemleri, görevden uzaklaştırılmaları, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlemlerini bu Kanun ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile

ilgili mevzuat hükümlerine göre yerine getirmek.

3)   Naklen veya hizmet gereği atamasını, ilgili mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısının görüşünü alarak, yetki alanı içerisinde yapmak.

4)   Geçici olarak görevlendirmesini, yetki alanı içerisinde altı ayı geçmemek üzere yapmak.

b) Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.

Bakanlıkça, birinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendindeki görevlerin bir kısmı veya tamamının Bakanlık bünyesinde oluşturulacak sınav kurullarınca yerine getirilmesine de karar verilebilir.

İlk defa Devlet memurluğuna atanması teklif edilen personelin atanmaları Bakanlık onayı ile tamamlanır. Bu personelin atanması, eğitilmesi ile ilgili usûl ve esaslar ile sınav kurullarının oluşumu yönetmelikte gösterilir. Bu madde kapsamındaki personeli, ilgili adalet komisyonunun muvafakati, teklifi veya hizmetin gereği olarak başka bir adalet komisyonunun yetki alanına naklen atama veya geçici olarak görevlendirme yetkisi Adalet Bakanlığına aittir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 2802 sayılı Kanunun 1 14 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Atamaları doğrudan Adalet Bakanlığınca yapılanlar dışındaki adli ve idari yargı personeli ile ceza infaz kurumları personelinin atamasında halen hukuk fakültesi ve adalet meslek yüksekokulu mezunlarına öncelik tanınmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, hukuk ve adalet meslek yüksekokulu mezunlarının yanı sıra, meslek yüksekokullarının adalet veya ceza infaz ve güvenlik hizmetleri programı , lise veya meslek liselerinin adalet alanı ve ilgili mevzuat uyarınca bunlara denkliği kabul edilen program veya alanlardan mezun olanlara da öncelik tanınması öngörülmektedir. Böylelikle, belirli bir mesleğe yönelik nitelikli insan gücü yetiştiren yükseköğretim kurumları ile ortaöğretim kurumlarından mezun olan kişilerin adalet hizmetlerinde öncelikli olarak görev yapmaları sağlanmaktadır. İlk defa devlet memurluğuna atanacaklardan merkezi sınavda başarılı olanların sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınavlarını yapmak adalet komisyonlarının görevleri arasında yer almaktadır. Maddeye eklenen fıkrayla komisyonun sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınavları yapmak görevinin bir kısmının veya tamamının Bakanlık bünyesinde oluşturulacak sınav kurullarınca da yerine getirilmesine imkan tanınmaktadır. Maddenin mevcut ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle sözlü ve gerektiğinde uygulama sınavlarını yapacak sınav kurullarının oluşumunun yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, atamaları doğrudan Adalet Bakanlığınca yapılanlar dışındaki adli ve idari yargı personeli ile ceza infaz kurumları personelinin atamasında hukuk fakültesi ve adalet meslek yüksekokulu mezunlarına tanınan önceliğin yanı sıra meslek yüksekokullarının adalet veya ceza infaz ve güvenlik hizmetleri programı , lise veya meslek liselerinin adalet alanı ve ilgili mevzuat uyarınca bunlara denkliği kabul edilen program veya alanlardan mezun olanlara da öncelik tanınması öngörülmektedir.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 66. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu – Madde 17/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Koşullu salıverilme

Madde 17- Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza

ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108inci maddesi hükümleri uygulanır.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Koşullu salıverilme

Madde 17- Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108inci maddesi hükümleri uygulanır. Ancak, süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Teklifle, 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 108 inci maddesinde yapılan değişikliklerle süreli hapis cezaları için düzenlenen koşullu salıverilme oranları yeniden belirlenmektedir. Bu düzenlemelere bağlı olarak, Terörle Mücadele Kanununun 17 nci maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle, bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı süreli hapis cezasına mahkum olanlar hakkında uygulanan dörtte üçlük koşullu salıverilme oranı korunmaktadır..

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 108 inci maddesinde yapılan değişikliklerle yapılan koşullu salıverilme oranlarına karşın bu kanun kapsamına giren suçlardan dolayı süreli hapis cezasına mahkum olanlar hakkında uygulanan koşullu salıverilme oranı korunmuştur.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 67. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları İle Tutukevleri İşyurtları Kurumuna İlişkin Bazı Mali Hükümlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun – Madde 8

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ücret ve ek ödemeler

Madde 8 – (Mülga birinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/64 md.)

Ücretleri işyurdundan ödenmek üzere 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre, hükümlülere bir mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını kazandırabilecek nitelikleri haiz yeter sayıda usta, işyurtlarında çalıştırılabilir.

İşyurtlarında çalışma saatleri dışında veya tatil günlerinde fazla çalışma yaptırılabilir. Fazla çalışma yapan personel ve işçilere yılı bütçe kanunlarında belirlenen miktarlarda fazla çalışma ücreti

ödenir.

İşyurtlarında görevli personel, işçi ve hükümlülere işyurtlarının yıllık bilançolarında tahakkuk edecek her türlü faaliyet dışı gelirleri ve faizler hariç olmak üzere karlarının % 25’ini aşmamak ve ilgilinin yıllık net ücretinin % 50’sini geçmemek üzere memur maaş katsayısının (10 000) gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktara kadar ve çalıştıkları süre ile yaptıkları işin özellik ve güçlüğüne göre İşyurtları Yüksek Kurulu Kararı ile kar payı ödenebilir. Ödemeler, çalışmayı takip eden bütçe yılında ve bir defada yapılır.

Bakanlık, ceza infaz kurumları ve tutukevleri görevlilerine, tespit edeceği örnekte, parasız elbise vermeye yetkilidir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ücret ve ek ödemeler

Madde 8 – (Mülga birinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/64 md.)

Ücretleri işyurdundan ödenmek üzere 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre, hükümlü ve tutuklulara bir mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını kazandırabilecek nitelikleri haiz

yeter sayıda usta, işyurtlarında çalıştırılabilir.

İşyurtlarında çalışma saatleri dışında veya tatil günlerinde fazla çalışma yaptırılabilir. Fazla çalışma yapan hükümlü, tutuklu, personel ve işçilere yılı bütçe kanunlarında belirlenen miktarlarda fazla çalışma ücreti ödenir.

İşyurtlarının yıllık bilançolarında tahakkuk edecek her türlü faaliyet dışı gelirleri ve faizler hariç olmak üzere karlarının% 25’ini aşmamak üzere;

a)   İşyurtlarında merkezde ve işyurdu müdürlüğünde görevli personel, işçi ve hükümlüler ile tutuklulara, yıllık net ücretinin % 50’sini geçmemek üzere memur maaş katsayısının (10.000) gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktara kadar ve çalıştıkları süre ile yaptıkları işin özellik ve güçlüğüne göre,

b)   İşyurdu faaliyetlerinde çalışmayıp sözleşmeli olarak çalışanlar da dahil olmak üzere fiilen ceza infaz kurumlarında çalışan personele, yıllık net ücretinin % 1 O’unu geçmemek üzere memur maaş katsayısının, ( 4.000) gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktara kadar ve çalıştıkları süreye göre, İşyurtları Yüksek Kurulu Kararı ile kar payı ödenebilir. Ödemeler, çalışmayı takip eden bütçe yılında ve bir defada yapılır.

Üstün gayret ve başarı gösteren işyurdu çalışanları ile tutuklu ve hükümlülere, sözleşmeli olarak çalışanlar da dahil olmak üzere ceza infaz kurumunda çalışan personele İşyurtları Yüksek Kurulu kararı ile kar payı ödeme tavanının yüzde otuzuna kadar teşvik ödemesi yapılabilir.

Bakanlık, ceza infaz kurumları ve tutukevleri görevlilerine, tespit edeceği örnekte, parasız elbise vermeye yetkilidir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Ceza İnfaz Kurumları İle Tutukevleri İşyurtları Kurumuna İlişkin Bazı Mali Hükümlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, her türlü faaliyet dışı gelirleri ve faizler hariç olmak üzere işyurtlarının yıllık bilançolarında tahakkuk edecek karlarının% 25’ini aşmamak üzere yapılan kar payı ödemelerinden istifade edecek kişiler çalışma barışının sağlanması amacıyla yeniden belirlenmektedir. Ayrıca, üstün gayret ve başarı gösteren işyurdu çalışanları, tutuklu ve hükümlüler ile ceza infaz kurumu personeline teşvik ödemesi yapılabilmesine imkan sağlanmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, işyurtlarının kar payı ödemelerinden istifade edecek kişiler yeniden belirlenmiştir. Ayrıca üstün gayret ve başarı gösteren personel, hükümlü ve tutuklulara teşvik ödemesi yapılabilmesinin önü açılmıştır.

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. MADDESİ ile
Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun – Geçici Madde 3/2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 3 – (1) 12 Eylül 1980 tarihinden önce işlenmiş olan suçlardan dolayı lehe Kanun, 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun cezaların içtimaına ilişkin hükümleri

uygulandıktan sonra ortaya çıkan sonuç ceza göz önünde bulundurularak belirlenir. Belirlenen bu ceza infaz bakımından lehe hükümler içeren kanuna göre infaz edilir.

 

(2) Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere;

 

a)   Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların,

 

b)   Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların,

 

c) Adli para cezasının infazı sürecinde tazyik hapsine tabi tutulanların, cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir. Bu fıkra hükümleri 31/12/2022 tarihine kadar uygulanır

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 3 – (1) 12 Eylül 1980 tarihinden önce işlenmiş olan suçlardan dolayı lehe Kanun, 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun cezaların içtimaına ilişkin hükümleri

uygulandıktan sonra ortaya çıkan sonuç ceza göz önünde bulundurularak belirlenir. Belirlenen bu ceza infaz bakımından lehe hükümler içeren kanuna göre infaz edilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Teklifle, 5275 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasıyla doğrudan açık ceza infaz kurumunda infaz edilecek cezalar kalıcı bir düzenlemeyle belirlenmektedir. Bu nedenle aynı hususu geçici olarak düzenleyen 6352 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

Açıklamalar:

 

Değişiklikle, 5275 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasıyla doğrudan açık ceza infaz kurumunda infaz edilecek cezalar kalıcı bir düzenlemeyle belirlenmektedir. Bu nedenle aynı hususu geçici olarak düzenleyen 6352 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.